Genel Blog

Çocuklarda Görülen Uyum ve Davranış Bozuklukları

25

Çocuklarda Görülen Uyum ve Davranış Bozuklukları

Çocuklar, gelişim dönemlerindeki problemlerinin çözümünde birtakım engellerle karşılaşırlarsa, bu sorunların çözümü ilerleyen dönemlerdeki gelişim dönemlerine ertelenir. Bu durumlarda meydana gelen sorunlara da davranış ve uyum bozuklukları denir. Çocuklar çoğaltma süreçleri boyunca çeşitli beceriler kazanırlar. Bu becerilerle beraber de birçok sorunla karşısında karşıya gelirler. Bu sorunlar karşısında ebeveynler ve yakın çevre çocuğa yerinde tavır ve tutumlar …

Çocuklar, gelişim dönemlerindeki problemlerinin çözümünde birtakım engellerle karşılaşırlarsa, bu sorunların çözümü ilerleyen dönemlerdeki Çocuklarda Görülen Uyum ve Davranış Bozukluklarıgelişim dönemlerine ertelenir. Bu durumlarda meydana gelen sorunlara da davranış ve uyum bozuklukları denir.

Çocuklar büyüme süreçleri süresince dağıtılmış beceriler kazanırlar. Bu becerilerle beraber de çoğu sorunla aleyhinde karşıya gelirler. Bu sorunlar aleyhinde ebeveynler ve yakın çevre çocuğa uygun davranış ve tutumlar sergilediklerinde yaşanan sorun halledilebilirken uygun olmayan bir takım tutumlar karşısında yaşanan durumlar kalıcı olan harmoni ve tutum bozukluklarına dönüşebilir.

Çocuklarda Meydana Gelen Tavır Bozuklukları

Çocuklarda sık sık görülen birtakım davranış bozuklukları vardır. Bu davranış bozukluklarını şu şekilde sıralayabiliriz:

• Saldırganlık,
• Yalan,
• Çalma,
• Mektep korkusu,
• Dikkat eksikliği ve hiperaktivite gibi bozukluklar, çocuklarda meydana gelen esas tutum bozukluklarıdır.

Saldırganlık

Saldırganlık, çocuğun başkalarına ve kendi akranlarına vurması, tekmelemesi, ısırması, tükürmesi ve eşyaları fırlatması gibi zarar vermeyi amaçlayan davranışlarda bulunmasıdır.

Saldırganlığın Nedenleri

Çocuklardaki saldırganlığın temel nedenleri şu şekildedir:

• Saldırgan davranışların yetişkinler aracılığıyla ödüllendirilmesi,
• Bilgisayar oyunları ve televizyonun olumsuz etkisi,
• Çocuğun aile bireylerinden zorunlu anlayışı ve sevgiyi görmemesi,
• Çocuğun anne ve babasından dayak yemesi,Çocuklarda Görülen Uyum ve Davranış Bozuklukları
• Anne ve babanın baskıcı ve fazla otoriter tutumlarından nedeniyle yaşanan irtibat problemleri,
• Çocukta görülen beyin zedelenmesi ve beyin zarı iltihabı gibi bazı fizyolojik problemler saldırganlığın manâlı nedenleri arasındadır.

Agresif Tutumlar Konusunda Ailelere Tavsiyeler

Saldırgan bir yapıya sahip çocukların aileleri, çocuğa aleyhinde saldırganlık modeli oluşturmamalıdır. Aileler, saldırgan davranışları katiyen dayakla cezalandırmamalıdırlar. Çünkü dayak atılan bir çocukta düşmanlık duyguları ortaya çıkar. bununla birlikte çocuğun kavgacı davranışları da kuşkusuz tolere edilmemelidir. Çocuk ile olası olduğunca kaliteli ve daha fazla süre geçirilmelidir. Çocuk sinirliyken çocukla katiyen tartışılmamalı fakat siniri geçtikten sonradan yaptığı davranışla alakalı konuşulmalıdır. Çocuğa kendi sosyal gelişimine uygun olan sorumluluklar verilmeli ve başarma duygusu yaşatılmalıdır. Bunun yanına çocuğun olumlu davranışları da ödüllendirilmeli ve pekiştirilmelidir. Olumsuz davranışları ise görmezden gelinmelidir. Çocuğa, agresif davranışlarıyla isteklerini elde edemeyeceği anlatılmalıdır. Çocuğa zor içerikli olan televizyon programları izlettirilmemeli, kızgınlıktan kurtulması için de farklı alanlara yönlendirilmiş alternatiflerde bulunulmalıdır. Ebeveynler olarak kavgacı davranışlar aleyhinde çocuğa son derece ağırbaşlı davranılmalı ve ben dilini kullanılmalıdır.

Yalan

Yalan, başkalarını blöf yapmak ya da yanıltmak nedeniyle sarf edilen sözlerdir. Çocuklarda yalan, 7 yaşından önce yalan olarak adlandırılmaz. Çünkü bu yaşlardaki çocukların olağanüstü şekilde bir düş dünyaları vardır. Bu yüzden o yaşlarda gerçek ve hayali olanı ayırt edemezler. İnsanlara anlattıkları şeyleri de bir takım aileler tarafından yalan olarak kabul edilir. Fakat çocukların anlattıkları şeyler yanıltma veya hile amacı taşımaz.

Çocukların Yalan Söyleme Nedenleri

Çocukların yalan söyleme nedenlerinden bazıları şunlardır:

• Anne ve babanın olumsuz bir model olması,
• Baskıcı ve otoriter aile tutumları,
• Çocuğa zorlama uygulanması,Çocuklarda Görülen Uyum ve Davranış Bozuklukları
• Ailenin, çocuğa baş edemeyeceği sorumluluklar yüklemesi,
• Çocuğun başkalarıyla kıyaslanması,
• Ailenin çocuk ile olan iletişiminin fena olması,
• Çocuğun başkalarının hayranlığını almak istemesi,
• Çocuğun mükemmelliğe zorlanması,
• Çocuğun toplum içinde heyecanlanması gibi faktörler çocuk üstünde oldukça etkilidir.

Yalan Karşısında Aileye Tavsiyeler

Aileler çocuğa katiyen yalan konusunda model olmamalıdır ve çocuk yalan söylediğinde ağır cezalar vermemelidir. Bu bakımdan aileler çocuklara karşı defalarca olmalıdır. Ayrıca çocuğa üstesinden gelemeyeceği şekilde sorumluluklar da verilmemelidir.
Aileler çocuklarını asla başkalarıyla kıyaslamamalı ve çocuk ile olumlu bir iletişim kurmalıdır. Bu Vesile Ile çocuk katiyen yalana müracaat etmek durumunda kalmaz. Beklentilerini, isteklerini, kaygılarını ve sıkıntılarını aileleriyle rahatça paylaşabilir.

Hırsızlık

Çalma davranışı, çocuğun kendisinin olmayan bir nesneyi ya da bir eşyayı izinsiz bir şekilde alıp o şeye sahip olmasıdır.

Çalma eğilimi genelde okul çağlarında sık sık rastlanan bir davranış türüdür. Bir çocukta bilhassa 10 yaşından sonraki dönemlerde çalma eğilimi devam ederse bu davranış, kayda değer bir sorunun göstergesidir ve kesinlikle bir uzmana başvurulmalıdır.

Çocuklarda Hırsızlığın Nedenleri

Çocuklarda çalma davranışının nedenleri şunlardır:

• Çocuğun ihtiyaçlarının karşılanmaması,
• Çocuğun ilgi, sevgi ve anlayıştan mahrum bırakılması,
• Anne ve babanın çocuğun çalma davranışı konusunda tepkisiz olması,
• Çocuğun başkasına duymuş olduğu kızgınlığı tasvir etmek veya intikam edinmek istemesi,
• Çocuğun özdeşleşmek amacıyla kendine fena örnek seçmiş olması,
• Yeni doğan bir kardeşe duyulan hiddet veya kıskançlık,
• Başarısız ya da edilgen bir çocuğun kendisini arkadaş grubuna kabul ettirme arzusu gibi nedenler çalma davranışı üzerinde etkin olur.

Hırsızlık Konusunda Ailelere TavsiyelerÇocuklarda Görülen Uyum ve Davranış Bozuklukları

Aileler çocuklarına dürüstlüğü ve diğer insanlarına eşyalarına siklet vermeyi öğretmelidir. Bunun için de çocuklarıyla olan iletişimi güçlendirip sevgi ve ilgilerini esirgememelidirler. Hem
çocukların temel ihtiyaçları iyi bir şekilde karşılanmalı, ihtiyaçlarına ve yaşına yerinde olan miktarlarda harçlık verilmelidir. Çocuğa fazla bir tepki verilmemeli ve katiyen zorlama uygulanmamalıdır. Aileler, çocuklarıyla çalma davranışının sebebini mutlaka konuşmalıdırlar. Keza aileler, çocuklarının almış olduğu nesneyi veya eşyayı sahibine gerekli olan özür dileyerek verilmesini sağlamalıdırlar. Bunun yanında ailelerin çocuklarına ihtiyacı olduğunda başkasından ödünç eşya almayı da öğretilmeleri gerekir.

Mektep Korkusu

Mektep korkusu genel olarak her dönemde meydana gelebilen bir tutum bozukluğudur. Bu davranış, çocuğun okula gitmek istememesi şeklinde de tanımlanabilir.

Çocuktaki Mektep Korkusunun Nedenleri

Çocuktaki okul korkusunun nedenleri şu şekilde sıralanabilir:

• Anne ve babanın çocuğa bağımlı bir tutumda olması,
• Ailede hesaplı problemlerin baş göstermesi,
• Boşanma ya da anne ve babadan birinin başkasıyla evlenmesi,
• Çocuğun aşırı bağımlı,utangaç ve kaygılı bir kişiliğinin olması,
• Çocuğun okulunu ve bulunduğu değiştirmesi veya öteki çocukların, okulla alakalı gerçek olmayan bir takım olumsuzluklardan bahsetmesi,
• Çocuğun arkadaş grubu göre kabul görmemesi gibi nedenler çocukta mektep korkusunun oluşmasına sebep olur.

Okul Korkusu Hakkında Ailelere Tavsiyeler

Aileler ilk olarak çocuklarına karşı olan tutumlarını gözden geçirmelidirler. Bu bağlamda ne aileler çocuklarına ne de çocuklar ailelerine bağımlı bir bireyler olsunlar. Aileler, çocuklarına üstesinden gelinemeyecek hiçbir sorun olmadığını belirtmelidirler ve katiyen çocuklarına baskıcı ve aşırı tepkili bir tutum sergilememelidirler. Bunun yanında çocuklarını okula gitmediği için asla suçlamamalı ve onlara asla zorlama uygulamamalıdırlar. Oysa okula gitmesi konusunda da sürekli olmalıdırlar ve onlara okula gitmediğinde derslerinden geri kalacağını, bu sebeple sorunun daha fazla büyümemesi için de okula gitmesi gerektiğini söylemelidirler. Bunun yanına aileler, çocuklarının okullarıyla da işbirliği içerisinde olup öğretmenlerini her konuda bilgilendirmelidirler. Keza ailelerin çocuklarıyla olan iletişimi de kuvvetli olmalı fakat çocuklar yaşayan olduğu, vesvese, bıkkınlık, stres ve endişeleri aileleriyle de paylaşabilsin.

Uyarı Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu

Hiperaktivite ve uyarı eksikliği öğrenme güçlüğü gösterebilen bir davranış problemidir. Bir kişide hiperaktivite sorunu olduğunu söyleyebilmek için fazla hareketlilik, uyarı eksikliği ve dürtüsellik belirtilerinin bireyde ansızın fazla ortamda ve 7 yaşından önce görülmesi gerekir. Bu sorun, çocukların % 3’ünde görülür. Ama erkeklerde fazla daha sık görülür. Ergenlik döneminde ise belirtilerde azalma olur oysa iyice yok olmaz.

Çocuklarda Uyarı Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğunun NedenleriÇocuklarda Görülen Uyum ve Davranış Bozuklukları

Hiperaktivite ve uyarı eksikliğinin sebepleri şunlardır:

• Hiperaktivite sebepleri tamamiyle saptanamasa da aileden birinde hiperaktivite probleminin olması en enerjik sebeplerdendir.
• Çocuğun beynindeki kimyasallarında sorunlar bulunması,
• Çocuklarda rastlanan gelişimsel problemler ve çocukluk çağı rahatsızlıkları,
• Doğum ya da doğum ardından yaşanan beyin zedelenmeleri gibi nedenler hiperaktivite nedenleri aralarında gösterilebilir

Hiperaktivite Konusunda Ailelere Tavsiyeler

Aileler hiperaktivite problemini çözebilmek için başta bu sorunun varlığını kabullenmelidirler. Bunun yanında çocuklarının jurnal yaşantısındaki aktivitelerini mutlaka planlamalıdırlar.
Çocuklarına karşısında asla fazla otoriter veya aşırı hoşgörülü davranmamalıdırlar. Aileler çocuklarıyla mümkün olabildiğince göz teması kurmalı, onları fazla kalabalık ortamlardan uzak tutmalıdırlar.
Hem çocuklarına isteklerini ve talimatlarını kısa cümleler ile açıklama etmeli, ansızın pozitif istekte bulunmamalıdırlar. Bunun yanına olumlu davranışları pekiştirmeli, bunun için de puan kartları ya da tablo işaretlemelerini kullanmalıdırlar. Hem aileler çocuklarını sportif faaliyetlere yönlendirmeli, öğretmeni ve doktoru ile de işbirliği içerisinde olmalıdırlar.

.

Bir önceki yazımız olan Düşünce Lideri Nedir, Nasıl Olunur? başlıklı makalemizde etkili insanlar, etkili liderlik ve insan davranışları hakkında bilgiler verilmektedir.

Yoruma kapalı.