Genel Blog

Hastalara Okunacak Dualar

145

Hastalara Okunacak Dualar

Hastaya hangi okunur? Hastaya şüphesiz dua edilir? Hastalara okunacak dualar ve hastaya dua söylemek ile ait hadisler.

Peygamberimizin okuduğu hastalara şifa duaları ve hastaya yakarış eylemek hakkında hadis-i şerifler.

HASTAYA OKUNACAK DUALAR

“Bismillah Hastaya İyi Gelir” Hadisi

Âişe radıyallahu anhâ’dan söylenti edildiğine göre, tıpkı kimsenin rastgele yeri ağrıdığında veya yara bere olduğunda Hz. Sefir parmağıyla şöyle yapar – râvi Süfyân İbni Uyeyne, şehâdet parmağını yere değdirip kaldırarak Hz. Sefir’in elbet yaptığını gösterdi- ve:

– “Bismillah, bu birimizin tükrüğüyle karışmış bizim yurdumuzun toprağıdır, Rabbımız’ın izniyle hastalarımıza gani gelir” buyururdu. (Buhârî, Tıb 38; Müslüman, Selâm 54. Ayr. bk. Ebû Dâvûd,Tıb 19; İbni Mâce, Tıb 36)

Hadisi Şüphesiz Anlamalıyız?

Burada Resûl-i Ekrem Efendimiz’mağara bire bir hareketini ve aday tıpkısı duasını görüyoruz. Hareketi, şehâdet parmağını tükrüğüyle ıslatıp toprağa değdirmesi sonraları o parmağı ile hastayı yahut çığlık-ezik olan yerini sıvazlamasıdır. Onun bu harektini, hadisin râvisi Süfyân İbni Uyeyne kendisi yaparak göstermiştir.

Efendimiz’in bu hareketi yaparken söylediği “Allahın adıyla, bu birimizin tükrüğüyle karışmış yurdumuzun, yerimizin toprağıdır. Rabbımızın izniyle hastamıza ferah gelir, iflah olur” sözleri, şifâyı sadece Allah Teâlâ’nın vereceğini zihinlere adamakıllı yerleştirici niteliktedir. Ayrıca Hz. Peygamber’in tükrüğünün Medine toprağıyla karışmasından değişik tıpkı macun oluştuğu da anlaşılmaktadır.

Arzımızın toprağı” ifadesi, öncelikle Medine toprağını yadigâr getirmekle beraber, yeryüzünün gelişigüzel yerinin toprağı anlamına bile sağlık. Bu, bir anlamda, insanın mayasının topraktan yoğrulmuş olduğuna işarettir.

Burada yapılan, o günün anlayışına akıllıca aktüel bire bir teşebbüs ile birlikte Tanrı’tan felah dilemekten ibarettir. Böylece Elçi Efendimiz, hem tıbbî tedâvinin gereğini, hem bile şifayı sadece Tanrı’fecir bilme ve bekleme inancını telkin etmiş olmaktadır.

Hadisten Öğrendiklerimiz

1. Peygamber Efendimiz çevresindeki insanların dertleriyle ilgilenir, hastalıklarını tedavi etmeye çalışırdı.

2. İnsan tedâvi olmaya çalışmakla bu arada şifayı sadece Allah’fecir beklemelidir.

3. Hastayı ziyarete gidenin ona onma dilemesi ve dua etmesi akıllıca tamam.

Hastaya Onma Duası

Âişe radıyallahu anhâ’dan rivayet edildiğine bakarak Nebî sallallahu aleyhi ve sellem, aile fertlerinden biri hastalanınca, iyi yoluyla hastayı sıvazlar ve şöyle yakarış buyururdu:

Bilcümle insanların Rabbi olan Allahım! Bunun ıstırabını giderip, şifa ver. Şifayı veren fakat sensin. Senin şifandan apayrı iflah yoktur. Buna, tek çor izi bırakmayacak şekilde felah ihsan et!” (Buhârî, Merdâ 20,38,40; Müslim, Selâm 46-49. Antrparantez bk. Ebû Dâvûd, Tıb 18,19; Tirmizî, Daavât 111; İbni Mâce, Cenâiz 64, Tıb 36,39)

Enes radıyallahu anh’den rivayet edildiğine bakarak, (talebesi) Sâbit’e -Allah ona yağmur etsin-

– Sana, Hz. Elçi’in hastaya okuduğu duayı okuyayım mı? diyerek sordu. Sâbit dahi:

– Oku!. dedi. Bunun üstüne Enes şu duayı okudu:

Ülen insanların, ıstırabları gideren Rabbi, Allahım! Senden bambaşka şifa verecek yoktur. Buna, hiçbir iz bırakmayacak şekilde felah ver; şifa veren fakat sensin.” (Buhârî, Tıb 38,40. Antrparantez bk. Ebû Dâvûd, Tıb 19)

Hadisi Kuşkusuz Anlamalıyız?

Yukarıdaki üç hadisten ilkinde Hz. Delege’in, tükrüğüyle ıslattığı parmağını yere değdirdikten sonradan, ateş-bere olan yere sürdüğünü,  ikinci hadiste, salim vasıtasıyla ağrıyan yeri sıvazladığını, son hadiste bile araç olmaksızın iflah dilediğini görmekteyiz. Bu şekilde okuyarak otama etmeye “rukye” adı verilmektedir. Günümüzde buna telkinle tedâvi denilmektedir.

Rukye, âyet veya hadislerden alınan bazı mübârek kelimelerin söylenmesiyle yapılır. Hele uzun hayvan ve kuyruklu sokmalarına cebin, bazan toprakla bazan topraksız yerine okunmak kanalıyla rukye yapıldığı bilinmektedir. Zaman da ara sıra ailelerin bu konuda kesin bulgu azrail usüller uyguladıkları, halkımızın yılan ve kuyruklu sokmalarına alın “şerbetli” ifade ettiği okunmuş kimselerin bulunduğu aynı gerçektir.

Gerçekte okuyarak tedavi, başka adıyla telkinle otama insanların vaktiyle beri uyguladıkları bire bir yöntemdir. Hz.Delege önceleri rukye yapmayı yasaklamıştır. Çünkü Câhiliye döneminde rukye yapanların sözleri arasında İslâm’ın getirdiği tevhid inancına hırçın düşen ifadeler, eş koşma unsurları bulunuyordu. Böyle aynı yanlışlığı engelletmek için rukye yasaklanmıştı. Sevgili Peygamberimiz’mağara, bu hadislerde görüldüğü gibi gerek kendisinin  yakarış ettiği, gerekse arada sırada rukye yapanları dinledikten bilahare, tevhid inancına ters tıpkı molekül namevcut rukyelere cevaz ettiği bilinmektedir.

Hastaya okumanın câiz olduğu, Cebrail aleyhisselâm’ın bizzat Hz. Elçi’e okuduğu rivayet edilmektedir. Ancak tıpkı ayrıksı hadiste, “rukye yapmayan ve yaptırmayanlar”ın cennete sormadan girecekleri bildirilmektedir. (Buhârî, Rikak 50, Tıb 17,43, Libâs 18; Müslüman, Îmân 367,369, 371, 374; Tirmizî, Kıyâme 16) Burada aynı paradoks var kabil görünüyorsa dahi esasen böyle bire bir şey yoktur. Çünkü rukye yapmayan ve yaptırmayanların methedilmesi ve cennete sormadan gireceklerinin müjdelenmesi, Câhiliye döneminde yapılan ve yaptırılan rukyelerle ilgilidir. Zira o rukyelerde küfrü çağrıştıran kimi sözler vardı ve o rukyeler bu yüzden yasaklandı. Hz. Delege’in yaptığı ve yaptırdığı rukye ise, bazen âyetlerin ve tevhidi rapor fail kâh kelimelerin yani ezkârın okunmasından ibarettir. Bir kat henüz gene edelim kim, âyetlerle yahut Tanrı’ın zikredildiği hadîslerle yapılan hep rukyeler câizdir.

Açıklamakta olduğumuz iki hadisin ikisinde bile Peygamber Efendimiz’in birbirine haddinden fazla mail ifadelerle hastalara onma dilediğini görüyoruz.

Hz. Delege’mağara, “Tek hastalık izi bırakmayacak şekilde onma ver!” diye temennide bulunması dikkat çekicidir. Bu, hastaya umum felah dilemek, yani aynı hastalıktan kurtulup bir bambaşka hastalığa yakalanmamasını temenni etmektir.

Hadisten Öğrendiklerimiz

1. Hastaya Kırat’an âyetleriyle bilinen gâh zikirleri derk etmek etmek olan rukye câizdir. Başkaca sünnettir.

2. Hastaya okurken yoluyla ağrıyan yerini okşamak câizdir.

3. Şifâyı verecek olan Tanrı’tır. O’na bu konuda bağımsız farz etmek ve Cenabıhak’fecir başka tek gücün felah vermede etkin olamayacağını vâkıf olmak gerekir. Tanrı dilemedikten sonra, dünyanın sunma ehlivukuf doktorları bire bir araya gelip en üst tekniklerle umar arasalar esasen de ellerinden aynı şey gelmez.

“Rabbim, Sa’d’ı İyileştir” Hadisi

Sa’d İbni Ebû Vakkâs radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre şöyle dedi:

Hastalığımda Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem beni ziyarete geldi ve üç kat:

Rabbim, Sa’d’ı iyileştir” diyerek yakarış buyurdu. (Müslüman, Vasâyâ 8. Ayrıca bk. Buhârî, Merdâ 13, 30)

Hadisi Elbette Anlamalıyız?

Peygamber Efendimiz’mağara, Sa’d hakkında üç el “Allahım Sa’d’ı iyileştir” diye niteleyerek yakarış etmesi, onun bu duasındaki samimiyetini ve konuya verdiği ehemmiyeti gösterir. Çünkü Efendimiz’mağara, ehemmiyet verdiği konularda sözlerini üç misil tekrar ettiği bilinmektedir. Dua ederken biraz ısrarcı hazırlanmak gerektiği anlaşılmaktadır. Efendimiz’mağara duasından sonraları Sa’d bu hastalığından onma bulmuştur.

Burada ayrıca Sefir Efendimiz’in duasının haddinden fazla basit olduğu üstelik dikkati çekmektedir. Sade ve özden tıpkı cümlelik dua yeterlidir. Efendimiz’mağara bütün yakarış ve temennileri çokça özlü ve kısadır. Alelhusus marazlı ziyareti kabilinden iri durumlarda onun bu sünnetinin yaşıt alınması nasıl metin sunturlu tamam.

Hadisten Öğrendiklerimiz

1. Delege Efendimiz, sökel ziyaretine giderdi.

2. Rahatsız ziyaretine revan kimsenin züğürt amacıyla dümdüz ve özlü yakarış yapması, şifa dilemesi sünnettir.

3. Duayı üç kez tekrarlamak câizdir.

Ağrıyan Yere Okunacak Dua

Ebû Abdullah Osman İbni Ebül-Âs radıyallahu anh’den rivayet edildiğine bakarak, (Mutekit olduğundan beri) vücüdunda hissettiği  tıpkısı ağrıdan etraf Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e şikâyette bulundu. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem üstelik ona şurası tavsiye etti:

– “Vücudunun ağrıyan adına elini haliç ve üç el “besmele” dahi, yedi kat birlikte ‘bendeki bu hastalığın şerrinden ve gitgide yenileyip çığlık ve tasa vermesinden Cenabıhak’ın çap ve kudretine sığınırım’ dahi!” (Müslüman, Selâm 67. Antrparantez bk. Ebû Dâvûd, Tıb 19; Tirmizî, Tıb 29, Daavât 125; İbni Mâce, Tıb 36)

Hadisi Zahir Anlamalıyız?

Hadîs-i şerîf, ister tutkun ziyaretine gidildiği ahit gerekse rastgele kimsenin gelip hastalığından dert yandığı zaman ona yapılacak duanın ayrımsız bambaşka misalini vermektedir. Ayrıca hastanın, yalnız başına okuyarak elini ağrıyan kavuşum konusunda koyması gibi bire bir da tarz tarif etmektedir.

Burada düz almamakla alay malay hadisin Ebû Dâvûd ve İbni Mâce’deki rivayetinin böylelikle râvi Osman İbni Ebü’l-Âs’ın, “Resûlullah’ın öğrettiği gibi yaptım, Tanrı hastalığımı gani etti” dediğini görmekteyiz. Antrparantez Sahîh-i Müslim’bile, onun bu hastalığı dindar olduğundan beri hissettiği birlikte kaydedilmektedir.

Sevgili Peygamberimiz’in, ayrımsız geçmiş hadiste bizzat yaptığı dua ile burada kaynak ettiği duanın olumlu son verdiğini görmekteyiz. O halde, kararsızlık ve tereddüde düşmeden, yürekten, “Peygamberimin tavsiyesidir” diye hakeza bir yakarış yapacak olan kimsenin üstelik felah bulacağı açıktır. Nitekim Tirmizî’nin ve Ebû Dâvûd’un rivayetinde Osmân İbni Ebü’l-Âs’ın “Ego o günden beri böyle yapılmasını çoluk çocuğuma ve başkalarına kaynak ediyorum” dediği görülmektedir.

Züğürt ziyaretlerinde, Hz. Sefir’mağara bu bölümde okuyacağımız tavsiyelerinden rastgele birini uyarmak, hastalar üzere nazik aynı mânevî destek olacaktır. Bunun sıska tıpkısı teselli olduğu sanılmamalıdır.

Hadisten Öğrendiklerimiz

1. Hz. Delege, namına arzedilen şikâyet ve isteklerle candan yerine ilgilenirdi.

2. Resûl-i Ekrem Efendimiz, hastalara şifa vermesi amacıyla hem kendisi Tanrı’a yakarış porte hem birlikte pekâlâ yakarış edilmesi gerektiği üstüne tavsiyelerde bulunurdu.

3. Duasının bereketi umulan kimselere, derdini açmakta hiçbir engel yoktur.

4. Dua, yegâne şifâ vericiye direkt başvurmak demektir.

Eceli Gelmemiş Hastaya 7 El Okunacak Yakarış

İbni Abbas radıyallahu anhumâ’dan söylenti edildiğine göre Delege sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

Kim, daha eceli gelmemiş tıpkısı hastayı ziyaret paha de onun başucunda yedi kat; “balaban arşın sahibi eke Cenabıhak’fecir seni gani etmesini dilerim” diye niteleyerek yakarış ederse, Cenabıhak o hastayı bol bedel.” (Ebû Dâvûd, Cenâiz 8; Tirmizî, Tıb 32)

Hadisi Kuşkusuz Anlamalıyız?

Züğürt ziyaretlerinde ziyaretçilerin yapabilecekleri dualardan birini henüz bize öğretmekte olan hadîs-i şerifte ecel ve arş gibi iki koca kavram ilgi çekmektedir. Bilindiği kabilinden ecel, sistem amacıyla, dünyada kalma süresi girmek olan hayatın sonu anlamına gelmektedir. O bile Allah Teâlâ yoluyla ezelde ölçüm edilmiştir. Binaenaleyh ecel hangi tıpkısı saniye öne alınır hangi de  tıpkısı saniye gecikir. Tamamen umum bir zamanlar gelir ve o geldi mi daha çok ölümden halas yoktur. Tabiî âfetler veya gidiş geliş kazaları kabil alışılmışın dışındaki durumlar cihetiyle gerçekleşen ölümler da ecelin öne alındığı yahut ecelin evvel geldiği şeklinde yorumlanamaz; alelhusus özellikle “ecelinden geçmiş öldü” kabil laflar asla söylenemez. Zira Allah Teâlâ kime ne büyüklüğünde mevcudiyet takdir ettiğini bilir ve onu ömrünün sonuna kadar yaşatmaya kâdirdir. Eceli gelmeden geçmiş kimesne bu hayattan kopamaz.

Hadisimizde bile bu gerçeğe meni edilmek için “elan eceli gelmemiş ayrımsız hastayı” ifadesi yer almaktadır. Yani ziyaretçinin yapacağı duanın, ancak eceli gelmemiş hastaların iyileşmesinde aynı etkisi olabileceğine, eceli gelmişse tek şeyin onun önüne geçemeyeceğine dikkat çekilmiş olmaktadır. Sair benzeri ifadeyle dua, fakat ecel dışındaki rahatsızlıkların giderilmesine açkı olabilmektedir.

Hadiste duanın yedi yol tekrarı, Büyük el-Kârî’nin belirttiği üzere, adam yapısındaki mefret yedi organa fiyat olabilir.

Arş kelimesi, müteşâbihat dediğimiz, hamur mahiyeti bellisiz kavramlardan biridir. Onu, Allah Teâlâ’nın özgür buyruk koyma ve icra gücünün benzeri anlatımı olarak değerlendirmek mümkündür. Hakeza olunca üstelik hadisimizdeki duanın anlamı, “Her şeyi kuşatan mutlak  güçlükle sahibi kocaman Cenabıhak’ın seni dolgunca etmesini dilerim” demek tamam. “Eke arşın sahibi Allah’tır.” (Neml sûresi, 26) Cenabıhak’ın müstakil iradesine ve koskocaman kudretine havale edilen ikbal ve temenniler, genellikle gerçekleşir. Onun benzeri istisnası “ecelin mevrut olması”dır. O noktada imdi hiçbir şeyin tesiri imkânsız.

Hadisten Öğrendiklerimiz

1. Eceli gelmeyen hastalar üzere temas tür hastalıktan kurtulma olanak ve ümidi vardır.

2. Cenabıhak için bir hastayı ziyaret edip ona Hz. Peygamber’mağara öğrettiği dualardan biri ile dua emretmek onma bulmasına vesiledir.

3. Eceli gelen kimesne, hiçbir dalan ve sebeple ölümden kurtulamaz.

“Emraz Günahlara Kefarettir” Hadisi

İbni Abbâs radıyallahu anh’den rivayet edildiğine bakarak Nebî sallallahu aleyhi ve sellem, sayrı ayrımsız bedevîyi mülakat etti. Her hastayı ziyaret ettiğinde yaptığı kabil ona da, “Geçmiş olsun, hastalığın günahlarına keffâret tamam inşallah” buyurdu. (Buhârî,  Tevhîd 31, Menâkıb 25, Merdâ 10, 14)

Hadisi Lacerem Anlamalıyız?

Hz. Elçi’mağara, ferasetsiz-şehirli, zengin-yok yoksul ayırımı yapmaksızın hemen herhangi bir hastayı ziyarete gittiğinin bir misalini bu hadiste görmekteyiz. Hatta gelişigüzel mülakat ettiği hastaya üstelik söylemeyi alışkınlık haline getirdiği benzeri avuntu ve dua cümlesini öğrenmekteyiz. Hangi konuşma üzerine ne üstelik hastalara söylediği sözler üzerine Hz. Peygamber’in ayırım yapmadığı anlaşılmaktadır. Zımnında biz müslümanların de benzeri şekilde davranmamız akla yatkın olacaktır. Bedevî (A‘râbî), bâdiyede yani çölde dallı güllü eş demektir. Çöl bedevîsi üstelik denilen bu insanlar, tabiatlarının sertliği ve davranışlarının kabalığı ile bilinirler. Burada hadisin, vakit kaybetmeden hastaya yapılacak dua ile ilgili kısmı zikredilmiş, devamı nakledilmemiştir. Kütüb-i sitte ortamında yemeden içmeden Buhârî’nin Namuslu’inde mevcut hadis, ayrı ayrı konularla ilgisi nedeniyle Buhârî marifetiyle dört yerde esasen edilmiştir.

Hz. Peygamber’mağara yakarış ve temennisine katılıp ondan faydalanmayı düşünmeyen, daha açıkçası, onun duasını amiyane benzeri kimsenin duası kabil gören birinin tek devir akıllıcasına akıntı etmiş olmayacağının anlaşılması amacıyla biz olayın -burada düz almayan- devamını  nakledeceğiz:

Humma hastalığından yatmakta olan bedevî, Hz Peygamber’in “geçmiş olsun” şeklindeki duasına:

– Günahlardan temizleyici mi evet, dedin? Müfit tersine bu çor, buğulanmış aynı insanı (bedenimi) yakıp kavuruyor ve kabristana  sürüklüyor, diyerek karşılık verdi. Onun bu çirkin cevabı üstüne Hz. Elçi birlikte:

–“Olur, öyle olsun” buyurdu. Apayrı kaynaklarda Hz. Delege’in, “Tanrı’ın hükmü yerini bulur” buyurduğu kaydedilmektedir. Hadisin kâh rivayetlerinden öğrenildiğine bakarak, bedevî o şeb ölmüştür (İbni Hacer, Fethu’l-bârî, X, 124).

Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem’den bize derk etmiş yakarış, bilgi ve belgeler karşısında -marazlı A‘rabî kadar-  uygunsuz bazen görüşler ileri sürerek, sünnete itiraz etmemelidir. Pahal halde zarar eden bizler oluruz.

Hadisten Öğrendiklerimiz

1. Hz. Delege ayırım yapmaksızın hastaları ziyarete gider ve onlara dua ederdi.

2. Merhametsizce, kaba bir bedevî birlikte olsa, sosyete fertlerini ziyarete başvurmak, yöneticiler üzere; câhilleri anlamak birlikte âlimler için tıpkı eksiklik değildir.

3. Hastalar, kendilerine yapılan öğüt ve duaları akseptans etmeli ve dua edenlere iyice cevaplar vermelidir.

Cebrail’mağara (a.s.) Peygamberimize Okuduğu Iflah Duası

Ebû Saîd el-Hudrî radıyallahu anh’den söylenti edildiğine göre Cebrâil aleyhisselâm, Nebî sallallahu aleyhi ve sellem’e gelerek:

– Ey Muhammed, pestil mısın? diye niteleyerek sordu. Hz. Sefir da:

– Peki, dedi. Cebrâil aleyhisselâm:

– Allah’ın ismiyle seni huzursuz eden her şeyden sana okurum. Değme nefsin veya kıskanç herhangi bir gözün şerrinden Cenabıhak sana şifâ versin. Tanrı’ın adıyla sana okurum” diye yakarış etti. (Müslüman, Selâm 40)

Hadisi Lacerem Anlamalıyız?

Hastalık ve teessürat insanlar içindir. Resûl-i Ekrem Efendimiz bile herşeyden önceki tıpkı insandır. Binaenaleyh onun bile diğer insanlar üzere zaman zaman hastalanması sağlam tabiîdir. Ayrıca ona bazı kimselerin beis vermesi da mümkündür. Bu format tek azıcık “Allah seni insanların vereceği zarardan korur” (Mâide sûresi, 67) âyetindeki ilâhî garantiye münasebetsiz düşmez. Bu teminat, duygusal tehlikesine karşıdır. Onlar sana hiçbir şekilde engel veremezler söylemek değildir. Esasen tanıdık tıpkı gerçektir ki, yer incitici sıkıntıları peygamberler çekmişlerdir.

Rukye, yukarıda üstelik geçtiği kadar, halkımızın tabiriyle, hastaya derk etmek demektir. Burada bizzat Cebrâil aleyhisselâm’ın Hz. Delege’e rukye yaptığını yani okuduğunu görmekteyiz. Mânası tanıdık kelimelerle ve eş koşma unsuru taşımayan sözcüklerle, hassaten âyet-i kerîmelerle rukye fora etmek câizdir. Yasaklanmış olan rukye, Câhiliye dönemindeki kabil, birtakım tılsımlı  ve kötü mânalı kelimelerle yapılan rukyelerdir.

Hz. Cebrâil’in, Delege Efendimiz’e ismiyle “Evet Muhammed” diye niteleyerek seslenme etmesi, “Peygamberi biribirinizi çağırdığınız gibi çağırmayın” Nûr sûresi (24), 63 yasağının  insanlar ve cinlere müteveccih  olduğunu gösterir.

“Hasetçi seçme göz” ifadesi, çekmece değmesinin  asıl olduğunu gösterir. Nazardan ve zarar vermesi beklenen herşeyin şerrinden Allah’a iltica etmek gerekir. Zira hayrı üstelik şerri de mucit O’dur. O’nun iradesinin ve kudretinin üzerinde katiyen bir okkalı yoktur. O halde böylesi ayrımsız güce sığınıp dayanmak, kötülüklerden emin olmanın arz kuvvetli yoludur. Cebrail aleyhisselam’ın iki öğün “Allahın ismiyle sana okurum” demesi bile, bu zümre hallerde Cenabıhak’a sığınmanın ve yalnız ondan arkalama beklemenin, olan herşeyin O’nun dilemesiyle olacağına inanmanın pekiştirilmesi anlamına gelmektedir.

 Hadisten Öğrendiklerimiz

1. Hasta ziyareti sırasında ve sorulması halinde şekva etmeksizin tutkun olduğunu izah etmek câizdir.

2. Hastaya ara sıra âyet, zikir ve dua cümleleriyle, Tanrı’ın fena hâlde beşer ve sıfatlarıyla okuyup şifa arzu etmek câizdir.

3. Nazar (göz değmesi) haktır.

4. Değme garip kötülükten ve şerden Tanrı’a iltica etmek gerekir. Bunun arz makul yolu da muavvizeteyn denilen Felak ve Nâs sûrelerini okuyarak Allah’a sığınmaktır.

Hastalıkta Okunduğunda Cehennem Ateşinden Koruyan Dua

Ebû Said umum-Hudrî ve Ebû Hüreyre radıyallahu anh’dan söylenti edildiğine bakarak, bunlar Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğuna şahit oldular:

-“Ki, Allah’tan ayrıksı yaradan yoktur ve Tanrı büyüktür” derse; Allah onu doğrulayarak:

-“Benden eksantrik allah yoktur, ego büyüğüm” buyurur. Kul:

-“Tanrı’tan bambaşka halik yoktur, O tektir, ortağı yoktur” dediğinde, Allah Teâlâ, (o kulunu teyit ederek)

-“Benden bambaşka oğan yoktur, ben tekim, eşim-ortağım yoktur” buyurur. Kul:

-“Cenabıhak’fecir eksantrik hak yoktur. Para birlikte O’nun, hamd birlikte O’nundur” dediğinde Cenabıhak Teâlâ:

-“Benden ayrıksı allah yoktur, hamd bile benimdir, mülk birlikte benimdir” buyurur. Kul:

-“Allah’fecir apayrı rab yoktur, korkulu kudret yalnız Allah’ındır” dediği antlaşma Cenabıhak Teâlâ;

-“Benden bambaşka hüda yoktur, bukağılık ve nüfuz ancak benimdir, benimledir” buyurur.

Bu açıklamalardan sonraları Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem sözüne devam ederek; “Bu duaları aynı kimesne hastalığında söyler de bilahare ölürse, tamu ateşi ona dokunmaz” buyurdu.  (Tirmizî, Daavât 36)

Hadisi Kuşkusuz Anlamalıyız?

Hastaya okunacak yakarış konusunun böylelikle, hastanın kendisinin okuyacağı duanın tıpkı örneğini bu hadiste bulmaktayız. Allah’ın birliğine ve mutlak kudretine olan inancını dile getiren kulun, Cenabıhak Teâlâ eliyle doğrulandığını bildiren Elçi Efendimiz, bu kabilden sözlerin hastalık halinde söylenmesinin bir kök yakarış ve dehalet olduğunu ve bunları söyledikten bilahare ölen kimsenin, Cenabıhak Teâlâ’nın himayesiyle tamu ateşine girmeyeceğini müjdelemektedir. Bu, herhalde her kayırıcı için alelhusus bile ölümsek hastalar amacıyla fevkalâde nazik bir avuntu ve müjdedir.

Müellif Nevevî, bu hadisi bu balaban müjde sebebiyle burada zikretmiş, böylece bu sözleri söyleyecek olan hastalara cehennemden halas yolunu afişe etmek istemiştir.

Hadisten Öğrendiklerimiz

1. İslâm’ın getirdiği tevhid ilkesinin ifadesi olan sözleri söyleyen kimseyi, Allah Teâlâ doğrular.

2. Tevhid inancını dile getiren sözleri söyleyerek ölen kimesne cehenneme girmez.

3. Hastalar, kendilerine tevhidi ifade eden dualar etmelidirler.

Kaynak: Riyazüs Salihin, Erkam Yayınları

KURANDA GEÇEN ŞİFA AYETLERİ

Yoruma kapalı.