Genel Blog

Lise Öğrencileri İhtiyaç Sahibi Çocuklar İçin Çalışma Masası Tasarladı

161

İçindekiler

Lise Öğrencileri İhtiyaç Sahibi Çocuklar İçin Çalışma Masası Tasarladı

Lev enzelna Arapça, Türkçe okunuşu nedir? Lev enzelna anlamı nedir? Lev enzelna ayetlerini okumanın fazileti nedir? Lev enzelna ayetleri Kuran’üstelik ne surede geçiyor?

Lev enzelna adına bildik dört ayet Haşr suresinde geçmektedir. Lev enzelna ile başlayan Haşr suresinin serencam dört ayetidir. Haşr sûresi Medine’üstelik inmiştir. 24 âyettir.

Iye b. Yesâr`dan söylenti edildiğine göre Rasûlüllah (kanıt) şöyle buyurmuştur: “Kim sabah üç misil “euzubillahis-Semî`diyar-Alîmi mines-şeytanirracım” der, sonraları Haşr suresi`nin sonundaki üç ayeti okursa Tanrı namına yetmiş bin melek bakan kılar, bunlar akşama büyüklüğünde o kişiye dua ve istiğfar ederler. Şayet o gün ölüm ederse şehid kendisine ölür. Bunu akşamleyin okuyan dahi aynı derecededir.” (Tirmizî, Müsned, Beyhakî, Taberani, Ibn Kesîr).

Rivayetlerin çoğunda akıbet üç ayetten bahsedilmekle beraber, “Levenzelnâ`dan aşağısı” diyen rivayetler dahi vardır (bk. Kurtubî, XVNI/1).

LEV ENZELNA ARAPÇASI

LEV ENZELNA TÜRKI OKUNUŞU

Bismillahirrahmanirrahim

Lev enzelnâ hâzâlkurâne ‘alâ cebelin leraeytehu haşi’dakika mutesaddi’an min haşyetillâhi ve tilkel emśâlu nadribuhâ linnâsi le’allehum yetefekkerûn.

Huvallâhullezî lâ ilâhe illâ çalap ve‘âlimu-lġaybi ve-şşehâde(ti)(s) huverrahmânurrahîm.

Huvallâhullezî lâ ilâhe illâ huvelmeliku-lkuddûsu-sselâmu-lmu/minu-lmuheyminu-l’azîzu-lcebbâru-lmutekebbir subhânallâhi ‘ammâ yuşrikûn.

Huvallâhul hâlikul bâriul musavviru lehul esmâul husnâ, yusebbihu lehu mâ fîssemâvâti vel-ardi vehuve-l’azîzulhakîm. (Haşr 21-22-23-24)

LEV ENZELNA DİNLE – FATİH ÇOLLAK

Lev enzelna dinlerek çabucak ezerleyebilirsiniz.

LEV ENZELNA SURESİ ANLAMI

Rahman ve Acıma olan Allah’ın adıyla

Şayet biz, bu Kırat’dakika’ı ayrımsız dağa indirseydik, elbette sen onu Allah korkusundan başını eğerek parça parça ergin görürdün. İşte misaller! Biz onları insanlara düşünsünler diye niteleyerek veriyoruz.

O, kendisinden başka hiçbir ilâh sıfır Cenabıhak’tır. Gaybı bile, görünen âlemi de bilendir. O, Rahmân’dır, Rahîm’dir.

O, kendisinden bambaşka hiçbir ilâh bulunmayan Allah’tır. O, mülkün töz sahibi, lahut (değme soy eksiklikten uzak), hazar ve esenliğin kaynağı, güvenlik veren, gözetip koruyucu, hür ağır sıklet sahibi, düzeltip ıslahat fail ve dilediğini yaptıran ve büyüklükte nazirsiz olan Tanrı’tır. Allah, onların ortak koştuklarından uzaktır.

O, yaratıcı, yoktan var eden, form veren Tanrı’tır. Fena Hâlde esame O’nundur. Göklerdeki ve yerdeki seçme özdek O’nu tesbih kırat. O, müstakil kısık sahibidir, buyruk ve bilgelik sahibidir. ” (Haşr Suresi, 21-22-23-24)

EŞ YAZILAR

AYET-EL KÜRSİ OKUNUŞU VE ANLAMI (Tefsiri, sekte sebebi ve elan ince hikmet üzere tıklayınız…) AMENERRASULÜ SURESİ OKUNUŞU VE ANLAMI (Tefsiri, inme sebebi ve daha tafsilatlı hikmet üzere tıklayınız…)

LEV ENZELNA TEFSİRİ

21: Şayet biz bu Düzem’an’ı ayrımsız dağın tepesine indirseydik, sen onu Tanrı korkusundan başını eğip hurdahaş olduğunu görürdün. Tığ bu misâlleri insanlara veriyoruz ki, derinden düşünüp lazım dersi alsınlar.

Bu misâle bakarak, şayet Düzem’dakika balaban aynı biberli üstüne indirilmiş ve dağa anca bir dimağ bırakılmış olsaydı, göğe akilane başkaldırmış o ulu dağ, hep katılığına karşın Cenabıhak korkusu altında son kademe etkilenir, temas tip itaatsızlığı ayrımsız kenara atarak çatlayıp hurdahaş oluncaya büyüklüğünde ilâhî emirlere üzeri eğerdi. O halde cemaat kılındığı us ve dimağ kabiliyeti ile o ilâhî emâneti yüklenen, aynı taraftan cehennem ateşi, özge taraftan cennet nimetleriyle kuşatılmış namına istikbale akıllıcasına gitmekte olan insanların bundan daha çok etkilenmesi ve açıkgöz olmaları gerekir. Fakat ne yazık kim, o çokça acımasız ve haddinden fazla cahil olan insan, bundan müteessir olmamakta, Allah’fecir korkmamakta, O’na korku duymamaktadır. Antrparantez Cenabıhak’ın hukukunu, nefislerinin yer ve istikbalini unutmakta, sıhhat ve kurtuluş yollarını düşünemez duruma gelmektedirler. Hz. Mevlânâ’nın anlattığı şu anlatı, Cenabıhak’ın kelâmı ve zikri karşısında insanın bu koyu gafletini hangi evire çevire gözler önüne serer:

“Tıpkısı düşüncesiz öküzünü ahıra bağlamıştı. Aynı arslan geldi, öküzü yedi ve onun yerine geçti oturdu. Et Kafalı, tün vakti ahıra girdi, öküzünü bağladığı tarafa gitti. O aptal gönül, etrafını vasıtasıyla yoklayarak öküzünü arıyordu. Öküzünü ararken arslanı buldu. Elini, orasına burasına sürmeye, bazan sırtını, bazan yanını, böğrünü yoklamaya, elini fevk, zir gezdirmeye başladı. Arslan, yalnız başına diyordu kim: «Şayet aşkın görgülü olsaydı, bu za­vallı adamın ödü kopar, yüreği çağ kesilirdi. Demincek şu gece vakti, beni özlük öküzü sanıyor de, ak oramı bu­ramı kaşıyor.» Cenab-ı Adalet buyurdu kim: «Ülen aldanmış görme engelli yaşama! Adımın zikr edilmesinden Tûr dağı hurdahaş olmadı mı? (bk. A‘râf  7/143) Uhud dağı benim büyüklüğümü anlasaydı, paramparça olur, gönlü kanla dolardı.» Cenabıhak’ın mübârek adını babandan, anandan işitmiş olduğun için, gaflet uykusu zarfında gizliden gizliye ona sarılmışsın. Taklide uymadan, Allah’ın adının hakîkatinden haber alsan, incelir, erirsin; hatif kabilinden belirtin birlikte kalmaz. Seni oynatmak üzere anlattığım bu hikâyeyi dinle üstelik, taklide uy­manın şüphesiz benzeri facia olduğunu anla.” (Mesnevî, 503-513. beyit)

Nedeniyle verilen bu kadar misallerin hedefi, insanların düşünüp yararlanma etmelerini bulmak; muşahhas örneklerden hareketle aklî ve düşünsel mânaları kavrayıp, geçmiş ve geleceklerini düşünmeye yönlendirmek; Allah’ın sonsuz gurur ve kudreti nezdinde eğilerek yarın büyüklüğünde yakın olan âhiret amacıyla hazırlanıp ateşten korunmalarına koruyucu olmaktır.

22: O Cenabıhak ki, O’ndan bambaşka ilâh yoktur! Duyuların algı sahası dışında mütezayit şeyleri bile, duyuların alacak sahasına giren şeyleri üstelik bilir. O, Rahmân’dır, Rahîm’dir.
23: O Cenabıhak kim, O’ndan apayrı ilâh yoktur! O Hakan’tir, Kuddûs’kök, Se­lâm’­dır, Mü’min’dir, Müheymin’dir, Ermiş’dir, Cebbâr’dır, Mütekeb­aynı’dir. Allah, müşriklerin kuma koştukları şeylerden haddinden fazla uzaktır, yücedir.
24: O Tanrı Hâlık’tır, Bârî’dir, Mûsâvvir’dir. Bildirme güzelce esame O’nundur. Göklerde ve yerde ne varsa bütünü O’nu tesbih eder. O, Azîz’dir, Hakîm’dir.

Korkusundan o mutantan, o akva ve kuvvetli dağların birlikte titreyip temel eğerek hurdahaş olacağı Kocaman Allah, kendisini tıpkısı kısım benibeşer ve sıfatlarıyla tanıtmaktadır. Bunlara Kırat’dakika dilinde “el-Esmâü’l-Hüsnâ” denilir. (bk. A‘râf  7/180) Burada bu evire çevire isimlerden şunlara yer verilmektedir:

هُوَ  (Hû): O.

اَللّٰهُ  (Cenabıhak): Rabbimizin hususi ismi; bütün isim ve sıfatlarını kendinde toplayan en iri ismi.

اَلْعَالَمُ (Âlim): Görülen veya görülmeyen, meçhul yahut yalınlık gelişigüzel şeyi genişlik bol bilen.

اَلرَّحْمٰنُ  (Rahmân): Nihâyetsiz acıma sahibi; rahmetiyle değme varlığı kuşatan.

اَلرَّح۪يمُ  (Rahîm): Çok merhamet eden, yaratıkların tekmil ihtiyaçlarını gideren.

اَلْمَلِكُ (Melik): Hükümdar, melik, padişah; hâkimiyetin bağımsız milletvekili sahibi; zahirî ve görünmeyen taraflarıyla bilcümle kâinatın asıl ve tek mâliki,

اَلْقُدُّوسُ  (Kuddûs): Her soy eksiklikten uzak, bağımsız milletvekili eksiksizlik sahiden­bi, yaratılmışların tasavvur ve tasvirine sığmaz; arı sili olan ve tertemiz kılan.

اَلسَّلَامُ (Selâm): Temas türlü ayıp ve afetlerden sâlim olan; selâmetin kaynağı, sağlık veren, selâmete çıkaran.

اَلْمُؤْمِنُ  (Mü’min): Cesaret veren, emniyete kavuşturan, kendisine güvenilen, va’dine güven edilen, gönlünü imana açanlara inan veren, namına güvenenleri korkudan emin kılan.

اَلْمُهَيْمِنُ (Müheymin): Koruyup kollayan, görüp gözeten, müdür ve denetleyen, kâinatın özgür yeğin ve idarecisi.

اَلْعَز۪يزُ  (Azîz): Faik erk sahibi, mağlup edilemeyen bağımsız tehlikeli sahibi, ye­gâne galip, kerem ve şânın ana sahibi ve kaynağı.

اَلْجَبَّارُ (Avcı): İradesine çizgi olma­taraf, istediğini seçkin durumda yapabilen, hükmüne ve yetkisine alın konulamayan, yaratılmışların halini iyileştiren, yaraları saran, dertlere merhem olan, erişilemez, yüceler yücesi, aheste ve tekebbür sahibi.

اَلْمُتَكَبِّرُ (Mütekebbir): Büyüklüğü çıplak olan, azametini ortaya koyan, görkem ancak kendisine yaraşıklı, büyüklükte eşi olmayan,

اَلْخَالِقُ (Hâlık): Takdir ettiği üzere yoktan yaratan.

اَلْبَارِئُ (Bâri’): Örneği olmadan yaratıcı, yaratıklarını aklık ve âhenkli kılan, evet­ratmanın mecmu safhalarındaki inceliklerin esas kaynağı.

اَلْمُصَوِّرُ (Mûsâvvir): Şekil, gestalt ve özel­lik veren, varlıkların maddî-manevî, duyularla rüşvet edilen edilemeyen tamam biçim ve hususiyetlerini belirleyen.

 اَلْحَك۪يمُ (Hakîm): Hep hükümleri ve işleri domestik ye­rince ve sağlam olan; hüküm ve hikmet sahibi.

Resûlullah (s.a.s.) şöyle buyurur:

“Kim sabaha çıktığında üç misil اَعُوذُ بِاللّٰهِ السَّم۪يع الْعَل۪يمِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرُّج۪يمِ (Eûzü billâhi’s-semî’i’-l alîmi mine’ş-şeytani’r-racim) «Aforozlu şeytandan her şeyi işiten ve alim Aldatma­lah’a sığınırım» deyip bile Haşr sûresinin sonundan üç âyet-i kerîme okuya­cak olursa, Cenabıhak ona akşam ezanı oluncaya büyüklüğünde yakarış edecek yetmiş bin melek gönderir. Şayet o ahit ölürse şehîd namına ölür. Değme kim bunu akşam saati oku­yacak olursa, onun üzere birlikte aynı husus söz konusudur.” (Tirmizî, Sevâbü’l-Seviye’an 22)

Unutmamak gerekir kim, göklerde hangi var yerde ne varsa hepsi, cemi varlıklar, beşer ve sıfatları bilgi verildiği şekilde olan Allah’ı kesintisiz tesbih etmektedirler. Düşünce sahibi insana düşen da Cenabıhak Teâlâ’yı tanıyabildiği kadar temyiz etmek; bilcümle ağır, güç, istidat ve imkânlarıyla O’na kul olabilmektir. O’nu zikir, tesbih ve tefekküre boğulma olmuş selim tıpkı gönle erişebilmektir. İnsanın, ferda Tanrı’ın nezdinde vereceği imtihan amacıyla bu kapı çokça nazik tıpkısı öneme sahiptir. Kulun hazırlanması gereken bildirme balaban imtihan birlikte zâten budur.

Yoruma kapalı.