Genel Blog

Muâz bin Cebel’in (r.a) Hıçkıra Hıçkıra Ağlamasının Sebebi

131

Muâz bin Cebel’in (r.a) Hıçkıra Hıçkıra Ağlamasının Sebebi

Rasûlullah (s.a.v) Muâz bin Cebel’i Yemen’e bazen vazifeler için gönderirken Muâz’ın (r.a) hıçkıra hıçkıra ağlamasının sebebi…

Rasûlullah (s.a.v) Muâz bin Cebel’i Yemen’e kâh vazifeler üzere gönderirken, onunla alay malay çıkarak namına bazen tavsiyelerde bulundular. Muâz (r.a) binek üstünde gidiyor, Rasûlullah (s.a.v) üstelik beraberinde yürüyorlardı. Tavsiyeleri bitince:

“–Ulan Muâz! Herhalde bu seneden sonraları benimle benzeri daha görüşemezsin! Umulur kim şu Mescid’ime ve kabrime uğrarsın!” buyurdular.

Muâz (r.a), Cenabıhak Rasûlü’nün firâkıyla hıçkıra hıçkara ağlamaya başladı.

(Efendimiz (s.a.v):

“‒Efdal sesle ağlama ülen Muâz! Zîrâ feryâd ederek viyaklamak şeytandandır.” buyurdular.)

İNSANLARDAN BANA SUNU YAKIN OLANI

Sonradan dönüp mübârek yüzünü Medîne-i Münevvere’ye doğru çevirerek şöyle buyurdular:

“–İnsanlardan bana sunma mail olanlar, ki ve nerede olurlarsa olsunlar, Allâh’a karşı takvâ sâhibi olan müttakîlerdir.” (Ahmed, V, 235; Heysemî, IX, 22)

Rasûlullah (s.a.v) ebedî uyku etikten sonra Hz. Muâz’ın ağlayarak onun kabrine gelişine Ömer (r.a) tanık olmuştur:

Hz. Ömer aynı bölüm Tanrı Rasûlü’nün Mescid’ine gitmişti. Orada Muâz bin Dağ’i gördü. Efendimiz’mağara kabri birlikte güçlenmiş ağlıyordu. Ömer (r.a) ona:

“–Münasebet ağlıyorsun?” diyerek sordu. Muâz (r.a) şu cevâbı verdi:

“–Tanrı Rasûlü’nden işitmiş olduğum benzeri hadîs-i şerîf cihetiyle ağlıyorum. Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurmuşlardı:

«Şurası muhakkak ki riyânın (gösterişin) azı dişi birlikte şirktir. Ki Tanrı’ın velî kuluna antagonizm ederse zahir Cenabıhak’a karşı harp car etmiş tamam. Cenabıhak Teâlâ’nın itaatli, takva sahibi ve halktan ırak duran sessiz öyle kulları vardır ki Kocaman Rabbimiz süfli onları sever. Onlar görünmedikleri antlaşma aranmazlar (önem verilmedikleri için, yoklukları kimsenin dikkatini çekmez), amade bulundukları ahit dahi meclislere çağrılmaz ve tanınmazlar. Kalpleri tertemiz hidayet kandilleridir. Seçme müşkil meselenin, ağır sıklet belânın altından kalkarlar.»” (İbn-i Mâce, Fiten, 16; Başat, I, 44)

Hadîs-i şerîfin son hepsi, “ Herhangi Bir çökmüş ve harâbeden çıkarlar” şeklinde bile tercüme edilerek, bu cümlenin, onların yaşadığı meskenlerin olağan ve sadeliğinden kinâye olduğu söylenmiştir.

Ana: Dr. Murat Kaya, Mescid-i Nebevi’den 111 Hatıra, Erkam Yayınları

Elçi Efendimiz’mağara Muaz bin Cebele Tavsiyesi

Yoruma kapalı.