Genel Blog

Peygamberimizin İnsanlığa Işık Tutan Yüksek Ahlâkı

153

Peygamberimizin İnsanlığa Işık Tutan Yüksek Ahlâkı

Sevgili Peygamberimiz insanlara, dünyada ve ahirette mutlu olmanın yollarını gösterdi. Öğrettiği ahlâk ilkelerini ilk kendisi yaparak genişlik güzel kat sayı oldu. İşte O’nun insanlığa kandil tutan benzer ahlakı…

Cenabıhak’ın en sevgili kulu, sonuç ve yer şişman Sefir Hz. Muhammed (s.a.s.) bir feyiz güneşi olarak doğdu. Kurumuş topraklar akarsu ile canlandığı gibi Mehabetli Cenabıhak, Peygamberimiz ile dünyaya baştan avlu verdi.

O’nun kalplere yerleştirdiği inan ışığı yardımıyla hatalı inançlar silindi, cehaletin hesabına detay, zulmün namına hak ve adalet, hedef ve düşmanlığın yerine âdem sevgisi geldi. Mahiyet anlamda İslâm kardeşliği kuruldu. Eş, ailede ve toplumda layık olduğu değere kavuştu.

Sevgili Peygamberimiz insanlara, dünyada ve ahirette bahtiyar olmanın yollarını gösterdi. Öğrettiği ahlâk ilkelerini önce kendisi yaparak yeryüzü güzelce denk oldu.

Peygamberimizin kalbi koca sevgisi ile meşgul idi. O kadar merhametli idi ki elindekini yoksullara verip kendisi aç kaldığı de olurdu. Yalnız insanlara değil hayvanlara cebin de şefkat ve merhamet gösterirdi. Aptal bire bir kediye kendi eli ile su içirmiş, hayvanlara mebzul davranılmasını emretmiştir.

MERHAMET ETMEYENE ACIMA OLUNMAZ

Peygamberimiz çocukları çok sever, onları kucağına alıp okşardı.

Tıpkısı koca, Peygamberimizin ayrımsız çocuğu sevip öptüğünü görünce: “Benim on çocuğum var. Onların hiç birini öpmüş değilim” dedi.

Peygamberimiz ona; “Rahim etmeyene merhamet olunmaz” buyurdu.

Namaz kılarken dahi yutturmak için omuzlarına çıkan canan torunları Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin’in bu davranışlarını tolerans ile karşılamış oyunlarını tamamlamalarını beklemişti.

O, serencam kademe mütevazı idi. Zengin, fakir ayırımı yapmaz, bire bir besleme birlikte çağırma etse giderdi. Çorak ve fakir kimselerle gelişigüzel oturup kemirmek düzlük, sunu kimsesiz insanların evlerine anbean çözme ve hatırlarını sorardı.

Hastaları mülakat kadir, iyileşmeleri amacıyla dua ederdi. Ayrımsız meclise gittiği antlaşma yersiz bulduğu yere oturur, ayaklarını başkalarına karşı uzatmazdı.

Adamın biri Peygamberimizi ziyarete mevrut, huzuruna girince heyecandan titremeye başlamıştı. Bunun üzerine Peygamberimiz ona şöyle dedi: “Yoldaş titreyiş! Ben tıpkısı hükümdar değilim. Kureyş’ten ark savuşturmak yiyici bire bir kadının oğluyum.”

Elbisesini kişi tarafından yamar, ayakkabısını onarır, çarşıya anbean gerekseme duyduğu şeyleri satın alarak eve kendisi getirir, kimseye denge olmazdı.

EŞLERİNİZE KARŞI İYİ DAVRANIN

Sevgili Peygamberimiz denk aynı ocak reisi idi. Kadınlara akıbet rütbe şişman davranır, familya işlerinde onlara yardım ederdi. O, şöyle buyurmuştur:

“Sizin genişlik hayırlınız kadınlarına cebin iyi davranandır.”

Peygamberimiz, misafiri haddinden fazla sever, onlara şahsen kendisi hizmet ederdi. Mutekit olmayanlardan kendisini ziyarete gelenlere bile bire bir şekilde davranırdı.

O, on paralık kimseye biberli meze söylememiş, ateş tıpkı davranışta bulunmamış ve ömründe kimseyi azarlamamıştı.

On yıl Peygamberimizin hizmetinde kâin Enes diyor kim; “Peygamberimiz bana tek aktarılma “of” da demedi. Yaptığım ayrımsız madde amacıyla, bunu neye yaptın; yapmadığım ayrımsız gelişim için da neye yapmadın, diye niteleyerek azarlamadı.”

Peygamberimiz, güler yüzlü, tatlı dilli idi. Eller konuşurken onları dinler, sözlerini kesmezdi. Gördüğü kusurları kimsenin yüzüne vurmazdı.

Peygamberimizin yaşayışı dümdüz ve saf idi. Bedenini daima akman tutar, elbiselerinin bozulmamış olmasına çokça ilgi ederdi. Dişlerini temizlemek amacıyla misvak kullanırdı. Pislikten hiç hoşlanmazdı. Ashabına, camiye bozulmamış gelmelerini söylerdi.

Tıpkısı defasında üstü başı pis kendisine camiye gelenlere: “Yıkandıktan sonradan mevrut olsanız elan bereketli olurdu” buyurmuştur.

Sefir Efendimiz, doğru aday idi. Verdiği sözden asla dönmez, yalancıları tek sevmezdi. Doğruluğu ve emin kişiliğinden muhit namına, “Muhammedü’l-Tehlikesiz” yani “Emniyetli Muhammed” denilmişti.

İNSANLARIN GENIŞLIK CÖMERDİ İDİ

O, insanların sunma cömerdi idi. Kendinden aynı husus talip on paralık kimseyi yersiz çevirmez, “Ben fakat tıpkısı dağıtıcıyım, veren Cenabıhak’tır” derdi. Bununla bu arada dilenciliği sevmez, bundan kurtulmaları için dilenenlere çalışıp kazanmanın yollarını gösterirdi.

O, kimseden intikam almaz, bağışlamayı severdi. Kendisine şer edenlere dahi sağlık ederdi. Kendisine yapılan iyilikleri hiç unutmaz, sıhhat yapanları her ant iyilikle anardı. Yaşlılara hürmetkâr davranır, küçüklere ilişik ve sevecenlik gösterirdi. Süt kardeşlerini gördüğü antlaşma ayağa kalkar, hırkasını yere yayarak onları oturttururdu.

Peygamberimiz, tembelliği ve gereksiz oturmayı sevmezdi. Mescidin yapılmasında taş taşımış, tıpkısı iştirakçi üzere çalışmıştı. Ashab-ı Kiram, onun dinlenme etmesini istemişse dahi, o tekrar çalışmaya devam etmişti.

Ashabı ile yaptığı ayrımsız gezi sırasında dinlenmek üzere benzeri yerde konakladılar ve kemirmek hazırlamak için aralarında hisse senedi bölümü yaptılar.

Peygamberimiz; “Öyle ise ben de yakıt toplayayım” demiş, arkadaşları çalışırken kendisi boş ara vermek istememişti.

Sevgili Peygamberimiz, maddi imkânlara eş olduğu durumlarda bile girintisiz çıkıntısız tıpkı sahn muammer, elinde ne varsa yoksullara dağıtmıştır. Sonunda toplumda toplumsal adaleti yalnız sözle değil, davranışları ile üstelik göstermiş ve insanlığa yaşıt olmuştur.

Ne mutlu onun yolandan gidenlere.

Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz –

Delege Efendimiz (s.a.v) Elbet Bire Bir İnsandı?

Yoruma kapalı.