Genel Blog

Peygamberimizin (s.a.v) Vefatından Sonra Yaşanan Hadiseler

137

Peygamberimizin (s.a.v) Vefatından Sonra Yaşanan Hadiseler

Tâif’te cıvıl cıvıl Sakîf kabilesi, Mekke’nin fethinden bilahare Paygamberimizin (s.a.v) yanına gelerek İslam’a eksiltmek istediler. Sakîf kabilesi İslam’a kaplamak amacıyla ne şartları öne sundu? Bunlar kabul edildi mi?

Tâif’te ruhlu Sakîf kabilesi, Mekke’nin fethinden sonra işlerinin giderek zorlaştığını, etraflarının müslümanlar aracılığıyla kuşatıldığını ve az daha çağ alamayacak duruma geldiklerini görüyorlardı. Kendilerini ve mallarını emniyete almak için 9. senenin Ramazan’ında Medîne’ye bir astronomi gönderdiler. Cenabıhak Rasûlü (s.a.v) o esnada Tebük’kap dönmüşlerdi.

Rasûlullah (s.a.v), Sakîf heyetini, kalpleri yumuşasın diye niteleyerek, mescidde misâfir ettiler.1 Temsilciler, akşam okunan Düzem’ân-ı Kerîm’i, ashâbın teheccüd namazında okuduğu sûreleri ve müslümanların ilkokul geçenek namazlarında akman oluşlarını seyrediyorlardı.2

SAKİF KABİLESİNİN İSLAM’A GİRMEK İÇİN ŞARTLARI

Sakîf heyeti namazdan affedilmeleri şartıyla îmân ve itaat edeceklerini bildirdiler. Cenabıhak Rasûlü (s.a.v), onların bu tekliflerini:

“Rükûsuz (namazsız) aynı dinde müfit yoktur” diye niteleyerek reddettiler. (Ebû Dâvûd, Harâc, 25-26/3026; Ahmed, IV, 218)

Sakîf kabilesi temsilcileri, Allah Rasûlü ile özlük aralarında gerçekleşen anlaşmayla ait barış ve abece işleri tamamlandığı devir, orada mevcut (Lât) putunun üç yıl müddetle yıkılmayıp bırakılmasını talep ettiler. Cenabıhak Rasûlü (s.a.v) onların bu dileklerini kabul etmediler. Sakif temsilcileri:

“−İki yıl asıntı deri!” dediler. Rasûlullah gene kabul etmediler.

“−Tıpkı sene asıntı et” dediler. Tanrı Rasûlü (s.a.v) tekrar akseptans etmediler.

“−Tâif’e vardıktan ayrımsız ay sonraya asıntı ten!” dediler. Efendimiz, Lât putunu iptal etmek için tıpkısı sıra tayinine kesinlikle yanaşmadılar.

Temsilcilerin hakeza yadımlama işinin idraksiz bırakılmasını ısrarla istemeleri, Sakîf halkının kâh bağnaz kimselerinden korktukları içindi. Onlar, kavimlerini mütedeyyin oluncaya büyüklüğünde (Lât) putunun yıkımıyla heyecana ve korkuya düşürmeyi akla yatkın görmüyorlardı. Çaresiz kalınca, putlarını tek olmazsa kendi elleri ile yıkmaktan affedilmelerini istediler.

Allah Rasûlü (s.a.v):

“−Tamam, ben onu kırmayı ashâbıma emrederim. Putunuzu kişi elinizle yıkmaktan sizi affediyoruz” buyurdular. (İbn-i Hişam, IV, 197; Vâkıdî, III, 967-968)

Put kırılırken Sakîf kabîlesinin kadınları evlerden hariç çıkıp yas epilepsi ağladılar. Ancak İslâm’ın yüceliğini ve ahlâk yapısını öğrendikçe, hepsi de hâlis birer müslüman olup putların isimlerinden birlikte tiksinme ettiler.

Böylece, Tanrı Rasûlü’nün, Tâiflilerin taş yüreklilik ve düşmanlıklarına karşın onların hidâyeti amacıyla yapmış olduğu duâları, Doğruluk katında makbûl oldu.

Sakîf temsilcilerine İslâm’ın farzları ve ahkâmı öğretildi. Rasûlullah (s.a.v), Ramazân’ın küsurat kısmında oruç tutmalarını dahi onlara emrettiler. Bilâl-i Habeşi, onların sahur ve iftar yemeklerini yanlarına götürürdü.3

Tanrı Rasûlü (s.a.v), namına gelen heyetlerle sabah-akşam ezanı hangi devir müsâit olursa gidip görüşür, meselelerini uzunca konuşurlardı. Sakîf bütünüyle üstelik mûtad olarak herhangi bir yatsı sonu buluşan Allah Rasûlü (s.a.v), aynı keresinde ayakta konuşmaları bir hayli uzadığı için kimi vakit vücûdunun yükünü bir ayağına bindirerek diğerini dinlendirme ihtiyâcı hissetmişlerdi.4

SİZ DÜZEY’ÂN’I NASIL HİZİPLEYİP OKURSUNUZ?

Sakîf temsilcilerinden Evs bin Huzeyfe (r.a) şöyle anlatır:

“Rasûlullah (s.a.v) tıpkı akşam yatsıdan sonradan ince süre yanımıza gelmediler:

«–Yâ Rasûlallâh! Yanımıza gelmekte neden geç kaldınız?» diye sorduk. Cenabıhak Rasûlü (s.a.v):

«–Her ahit Düzey’ân’dan benzeri hizb okumayı kendime vazîfe edinmişimdir. Bunu hesabına getirmedikçe, katılmak istemedim» buyurdular.

Sabaha çıkınca ashâb-ı kirâma:

«–Siz Düzem’ân’ı bittabi hizipleyip okursunuz?» diye sorduk. Onlar:

«–Tığ sûreleri, geçmiş üçünü tıpkı hizb, bilahare devâmındaki ilkokul sûreyi ikinci tıpkı hizb, henüz bilahare çizin çizin yedi, dokuz, on aynı ve on üç sûreyi birleştirerek birer hizb yaparız. en üst namına üstelik Kâf Sûresi’nden sonuna kadar detaylı sûreleri bire bir hizb yaparak Kur’ân-ı Kerîm’i (yedi kısımda) okuruz» dediler.” (Ahmed, IV, 9; İbn-i Mâce, Salât, 178)

1 Ahmed, IV, 218.

2 Vâkıdî, III, 965.

3 Vâkıdî, III, 968.

4 Ebû Dâvûd, Şehru Ramazân, 9/1393. Bkz. Tirmizî, Salât, 12/169.

Yoruma kapalı.