Genel Blog

Rahman’ın Has Kullarının Özellikleri

287

Rahman’ın Has Kullarının Özellikleri

Sultanü’l Ulemâ olarak bildik Bahaeddin Veled Hazretleri kimdir? İşte Mevlânâ Hazretlerinin babası olan Bahaeddin Veled Hazretlerinin hayatı…

Hazreti Mevlâna’nın muhterem pederleri olan Bahâ Veled Hazretleri, 1151/12 yıllarında Belh’üstelik doğdu. Babası da zamanın adlı bilginlerinden Belhli Dil Cambazı Ahmed’in oğlu, Hüseyin Hatîbî’dir. Temel adı Muhammed’dir. Baha Veled namına anılmış, Sultanü’l- Ulema diye lâkap verilmiştir. Soyu Ebubekir (r.a.) Hazretleri’ne ulaşır. Değme ne büyüklüğünde Efâkî marifetiyle annesinin Alâeddin Muhammed Harzemşah’ın kızı olduğu söyleniyorsa bile annesinin Harzemşah hanedanından hangi sultana bağıntı olduğu bilgisi değişmez değildir.

Efâkî’nin anlattığına göre, bir dönem Horasan padişahı, (Evveli nahiye Horasan yerine adlandırıldığı amacıyla Efâkî Horasan tabirini kullanıyor olmalı.) veziri, Hüseyin Hatîbî ve Sultan’ın kızı rüyalarında Hazret-i Delege’i -Sallallahü Aleyhi Vesellem- görürler. Bekârlığından dünya üzülen Hüseyin Hatîbî’ye, Elçi Efendimiz:

“-Horasan Padişahının kızı ile evlen!” buyurduğu gibi, Horasan Padişahı’na de,

“-Acun kraliçesini Hüseyin Hatîbî’ye nikâhladım, bundan sonra kraliçe onundur!” buyururlar.

Veziri dahi, prenses da benzeri rüyayı görürler. Bu manevi işaret üzerine padişah, kızını anıtsal bire bir dernek ve dernekle Hüseyin Hatîbî ile evlendirir. Bu hümayun evlilikten dokuz kamer sonradan Bahâ Veled Hazretleri dünyaya dirimlik.

BAHAEDDİN VELED’İN EĞİTİM DIRIMSEL

Bahâ Veled henüz epey yaşlarda iken babasını kaybeder. Tıpkı zaman annesi ile babasının kütüphanesine giren Bahâ Veled’e annesi şöyle der:

“- Oğlum! Bizi babana, bu bilimler ve hikmetleri bildiği üzere vermişlerdi. ”

Böylelikle Bahâ Veled daha tezyifkâr yaşlarda, detay sultanlığının, acun sultanlığından faik olduğunu anlar ve kendisini, dini bilimler tahsiline verir. Bu sıralarda annesinin akrabaları onu taht tahtına eklemek isterlerse dahi o, bu teklifi çabuk reddeder. Ve elan zinde yaşlarda devrinin âlimleri arasına katılır. Zahirî ve bâtıni ilimlerde eşi ve bire bir sıfır bir mana sultanı olur.

PEYGAMBERİMİZİN EMRİ İLE SULTÂNÜ’L-ULEMA ÜNVANINI ALMASI

Tıpkı cuma namazı gecesi, Belh’birlikte mevcut üç yüzün üzerinde değerli ve yetenekli müftü ve bilimci, rüyalarında Hazret-i Elçi’i -sallallahü aleyhi ve sellem- görürler. Delege Efendimiz onlara:

“Bu günden itibaren Bahâ Veled’e, Sultanü’l -Ulemâ, yani âlimlerin sultanı deyiniz ve böyle hitap ediniz.” emrini verir. Rüyayı görenler, o günün sabahında onun katına varınca, onlar daha rüyalarını anlatmadan, Bahâ Veled gördükleri rüyayı onlara roman verir. O andan itibaren bilcümle Belh uleması, onun müridi peki ve Bahâ Veled bu olaydan bilahare, bütün Horasan ülkesinde Sultanü’l -Ulemâ diyerek anılır.

Horasan ve Belh, o vakitler dini bilimler, tasavvufî cereyanlar yanı sıra, seçme cins felsefe ve düşünüm cereyanlarının öz saygı gördüğü aynı eşkâl durumundadır.

Kendisini züht ve Hazreti Sefir’mağara -Sallallahü Aleyhi Ve sellem- için adayan Bahâ Veled, rastgele tip hikmet ve sapık cereyanlara cebin alnaç alır. Onlara hızlı cebin yarar, zamanın yöneticilerinin yanlış ve şeriat dışı davranışlarını bile okkalı bir dille eleştirmekten çekinmez. Ve hepsini bid’atlama beygiri ehli olarak görür.

Bahâ Veled’mağara sınırlar dışına taşan şöhreti, halkın namına olan teveccühü, özellikle Fahreddin-i Râzi, Kadı Zeynî ve Ferazî kabil tasavvufa alın olan ulemayı kıskandırır. Ve aleyhinde konuşmaya başlarlar. İşi henüz müstakbel götürerek Harzemşah’ın nezdinde:

“- Bahâ Veled, Belh halkını tamamıyla kendisine bağlamıştır. Bize ve size katiyen itibar etmiyor, kıymet vermiyor… Bütün halkın hor tabakası ve parya onunla birleşmişlerdir. Bunu engel olmak için buyurmak ve çareler araştırmak lazımdır.” demeye başlarlar.

Bu kışkırtmalar ve sunulan duyum karşısında padişah sonuç adım üzülür ve bulut duymaya başlar. Böylelikle bire bir adamı ile Bahâ Veled Hazretlerine şu haberi gönderdiği söylenti edilir:

“-Şeyhimiz eğer Belh ülkesini kabul ederse bugünden itibaren taht, ülkeler ve askerler onun olsun ve bana da bambaşka tıpkısı ülkeye gitmem için cevaz etsin, ego de oraya gidip yerleşeyim; zira bire bir ülkede iki padişahın bulunması yerinde değildir!” (Efâkî, 1986, I/8)

Sultanın bu haberinin manası, kemiksiz Melik Veled Hazretlerinin Belh’den ayrılmasını özlemek demektir. Bunun üzerine Sultânü’l-Ulema da sultana şu haberi gönderir:

“ – İslâm sultanına selam söyle! Bu dünyanın fani ülkeleri, askerleri, hazineleri, padişahlık ve talihleri padişahlara şayan. Tığ dervişiz, bize şehir ve saltanat yerinde değildir. Biz rağbet hoşluğu ile kere edelim de şehriyâr, öz uyruğu ve dostlarıyla birlikte kalsın.”

imdi Bahâ Veled kere hazırlıklarına başlar, yakınlarına ve dostlarına üstelik; “Yol ediniz, dürüstlük bulacak ve istifade edeceksiniz” emrini verir.

Şehriyâr, yaptığına akıbet evre nadim evet ve özürler dilerse dahi, Bahâ Veled’i bu kafile kararından vazgeçiremez. Sunulan majör kararlardan vazgeçmemek büyüklere ilgili davranışlardan biridir. Gerçekten Sefir Efendimiz bile, hatalı dahi olsa alınan majör kararlardan vazgeçmemişlerdir.

BAHAEDDİN VELED’İN KONYA’YA GÖÇÜ

1212 yahut 1213 yılı bire bir salı haset göç, üç yüz deve ile yola koyulur. Develerin yükünün iri bire bir bölümünü kitaplar oluşturur. Kafile, Dârü’s-Selâm denilen Bağdat’a doğru harekete maruf.

Bahâ Veled icap bu, isterse başka sebeplerle olsun, bu göç Küçük Asya, hassaten Konya amacıyla, nazik rahmete açkı olmuştur.

Mevlâna bu seyahat sırasında beş, kardeşi Alâeddin ise yedi yaşları civarındadır. Fakat Mevlâna’nın bu sıralarda elan balaban olduğu ihtimali da gözden uzak tutulmamalıdır. BahaVeled’mağara kızı Fatma Kadın evli olduğu amacıyla Belh’bile artmış, babasının göçüne katılamamıştır.

Kervan, kona göçe için devam porte. İlk nazik tekebbür Nişabur olur. O vakitler, Nişabur dahi, ayrı bire bir incelik ve islam gizemciliği merkezidir. Bir süre orada kalınır. Nişabur’un ünlü bilginlerinden Şeyh Feridüddin Attar’la ayrıntılı sohbetler yapılır. Bu iki kutbun sohbetine Mevlâna ile ağabeyi dahi katılır.

Bir müddet sonra Nişaburlular, kervanı ve iri misafiri gözyaşları içerisinde uğurlarken, Feridüddin Attar Mevlâna’nın gelecekteki büyüklüğünü görür kadar peki ve degaje ayrımsız keramet göstererek, arkalarından göre, dudaklarından diğeri-i seçimlik şu sözler dökülür:

“- Tepeden Inme! Ayrımsız ırmak, koca benzeri ummanı peşine takmış, sürükleyip gidiyor.”

Bundan sonraki afra tafra ise Bağdat’tır. Bahâ Veled Bağdat’ın surları dışında, Şeyh Şehabeddin Sühreverdî ve kalabalık tıpkısı halk topluluğu tarafından, iri ayrımsız sadakat ve içtinap etmek tezahüratıyla karşılanır.

Sühreverdî, konukları konağında izaz etmek isterse de Bahâ Veled, kendilerinin ayrımsız medresede konuk edilmelerini temenni valör. Bağdat’de üç dönme kadar kalınır. Göç daha çok, Küfe eliyle Hicaz’a yönelir. Hac görevi ödeme edildikten bilahare Şam’a gelinir.

BAHA VELED RUM’DAHI

sand3

Baha Veled Hazretleri’nin sandukaları

İLK DURAĞI MENGÜCEKLİ ÜLKESİ OLDU

Tıpkı süre Şam’da kalındıktan bilahare, kafile yavaş yavaş Anadolu’evet, Malatya ve Erzincan’a doğru yönelir. Erzincan yakınında kendisi amacıyla yapılan medresede ayrımsız müddet kalınır, burada talebe okutur ve halkı irşat edecek konuşmalar yapar.

O sıralarda Erzincan, Mengücükler’mağara elinde benzeri temel vilâyetidir. Mengücük Sultanı Fahred-diyanet Behremşah ve eşi İsmeti Hatun, Bahâ Veled’e memleketlerinde kalmaları için çok ısrar ederlerse bile, Bahâ Veled, buraların emniyette olmadığını söyleyerek; Sivas, Kayseri ve Niğde marifetiyle o zamanki adıyla Lârende’ye (Karaman) gelip yerleşirler.

O vakitler Karaman’da Keykubat’ın naiplerinden Emir Musa adında, ayrıntı adamlarına sonuç basamak kaçınmak duyan tıpkısı subaşı vardır. Horasan ülkesinden Sultanü’l-Bilginler namında benzeri şişman âlimin geldiğini öğrenince Buyruk Musa, yolcuları şehrin dışında, adamları ile gelişigüzel karşılar ve iri gocunmak gösterir. Özge yerlerde olduğu kadar Buyruk Musa da konukları konağında misafir etmek isterse bile Bahâ Veled, burada da kendilerinin tıpkı medreseye indirilmelerini dilek şayan.

Bu arzu üzerine Buyruk Musa, şehrin ortasında balaban aynı medrese yaptırır, Bahâ Veled ve yakınlarını bu medreseye yerleştirir. Sultanü’l-Bilginler burada öğüt vermeye ve halkı irşad etmeye başlar.

MEVLANA HAZRETLERİNİN EVLENMESİ

Karaman’da yedi sene kadar kalınır. Burada mefret olaylar cerayan kıymetiharbiye. Bu sıralarda Mevlâna on sekiz yahut yirmi ayrımsız yaşlarındadır. Babasının has müritlerinden olan ve göç ile Belh’kap göçen Lala Şerafeddin-i Semerkandî’nin kızı Gevher Eş’la evlenir.

Annesi Mü’mine Karı’la ağabeyi Muhammed Alâeddin burada mevt ettikleri üzere, Mevlâna’nın oğulları Melik Veled ile Alâeddin Çelebi dahi burada dünyaya sağlık.

Bu sırada Küçük Asya, Rum Selçukluları’nın hâkimiyetinde bildirme ak pak ve varlıklı dönemini yaşamaktadır. Başşehir Konya olup, saltanat tahtında bile Küçük Asya Selçukluları’nın ünlü sultanı I. Alâeddin Keykubat oturmaktadır. Talih mamur, el bolluk içerisinde ve Konya tıpkısı ayrıntı, danışma ve kültür sarayı durumundadır.

Hükümdar Alâeddin Keykubat, haddinden fazla zer tıpkı bilginin Karaman’a gelip yerleşmesinden namına bahsedilmemesi sebebiyle Kaime Musa’ya kırılırsa de, böylelikle iş tatlıya bağlanır. Melik, Bahâ Veled’i Konya’evet çağırma ayar. Davete icabet edilir ve 1228 yılı Mayıs kocaoğlan başında kafile, akıbet durağı olan Konya’ya doğru Karaman’dan debi şayan. Bahâ Veled ve yanındakiler, Alâeddin Keykubat özellikle doğmak amacıyla, bütün ihtişam erkanı ve nazik bir ahali topluluğu aracılığıyla şehrin dışında karşılanır. Padişah, nazik benzeri mahviyet gösterir. Atından iner Bahâ Veled’i saygıyla karşılar. Hükümdar önde gelgeç, Bahâ Veled atlama beygiri üstünde olduğu halde şehre girilir.

Barhana saraya akla yatkın yönlendirilirse dahi, Bahâ Veled itiraz kadir ve şöyle der:

“ – Lan başarılı Odalık! Maksadınızı anlıyorum, ancak imamlara medrese, şeyhlere hangâh, sultanlara saray, tüccarlara han, gariplere kervansaraylar münasiptir. Müsaade ederseniz tığ aynı medreseye inelim.”

Bahâ Veled’in bu arzusu üzerine barhana, Altun-Nene Medresesi’hangi indirilir. Sultanü’l-Bilginler çokça geçmeden camide vaaz ve nasihatlarına başladığı kabilinden, medresede de derslere başlar. Oğlu Mevlâna Celâleddin bildirme başta gelen öğrencilerin-dendir. Karaman’dan beri rahle-i tedrisinden istifade etmektedir. El, Konya semalarını ayrımsız vazıh kadar aydınlatan bu değerli âlimin etrafında toplandığı üzere, başta padişah kalkmak için hep izzet erkanı, Bahâ Veled’mağara müridi olur.

Kafile seçkin ne kadar Altun-Ana Medresesi’hangi yerleşmişse da fakülte, konuklara kafi gelmemektedir. Medresede başka müderrisler da bulunmakta ve bunlar birlikte talebelerine ibret okutmaktadır.

Bire Bir zuhurat neticesinde Bahâ Veled’in talebi konusunda, Buyuru Bedreddin aracılığıyla saray civarına yapılan medrese, bakir konukların mekanı tamam. Bahâ Veled medresenin tamamlanmasını göremezse birlikte, Mevlâna ve ailesi bu bakir medreseye yerleşirler. Bu fakülte bugün, Ilbay İzzetbey Caddesi üzerinde Sabahleyin Dershanesi’nin bulunduğu yerdedir. Medresenin yeri 2011 yılında tarafımızdan tespit edilmiş ve tıpkısı matbuat toplantısı ile efâr-ı umumiyeye duyurulmuştur.

Bahâ Veled sağlığında öğleye kadar talebelerine ders verir, öğleden sonra birlikte müritleri ile ilgilenir. Cuma Namazı ve pazartesi günleri dahi halka öğüt ve nasihatlerde bulunur. Bahâ Veled, baştan sona mezarlıkları gezer ve “Ülen Tanrı’ım bizi adamakıllı huylu, ıstıraplara dayanabilen yap” diye dua mesabe. Ve “gündüzleri mezarlıkları geziniz, geceleri de gökte ışıldak yıldızları mandepsi ediniz kim, acayip ve abus şeyler göresiniz. Bu, peygamberimizin vasiyeti ve âdetidir” der.

Bahâ Veled vaazlarında halka ve çevresine sık sık şeriatın zâhirini korumanın, sünnetlere riayetin zaruri olduğunu söyler, kendisi dahi buna riayet haysiyet.

BAHAEDDİN VELED’İN VEFATI

Bahâ Veled çok geçmez, Konya’ ya gelişlerinden üç sene büyüklüğünde sonraları, 18 Rebiülahir 628 (23 Küçük Ay 1231) Cuma Namazı günü seksen yaşlarında, Efâkî’ye göre seksen ilkokul yaşında olduğu halde memat haysiyet ve bugünkü namına gömülür. bundan sonra oğul Mevlâna amacıyla, yeni bir dolaşma başlayacaktır.

mezar taşı kitabesinin Açıkçası şöyledir:

“Allah bâkidir. Bura ulumuz, efendimiz şeriat sadrı, bilgelik kaynağı, sünneti dirilten, bitatı kökünden söküp atan, kendisine uyulan, Rabb’a mensup, bilgin ve âmil, bilginler sultanı, doğunun ve batının müftüsü, şeriat ve dinin bahası, İslâm’ın ve Müslümanların şeyhi, Belhli Ahmet oğlu Hüseyin oğlu Muhammed’mağara yattığı yerdir. Allah ondan de, geçmişlerinden de razı olsun. 628 yılı Rebiülâhiri’nin on sekizinci Cuma Namazı günü kuşluk vaktinde irtihal etti.”

Bahâ Veled’mağara Maarif adlı tıpkı eseri vardır.

Kaynaklar:

– Ahmet Efâkî, Ariferin Menkıbeleri, (Çev. Tahsin Yazar) M.E.B. İstanbul 1986, s.3,5,8;

– Broşür-i Sipehsalar (Çev. Mithat Bahari) İstanbul 1331, s. 15;

– Füruzanfer, Mevlâna Celâleddin, (Çev. Feridun Nafiz Ustalık), Konya 2005, s.52-53;

– Hüseyin Vassaf, Sefine-i Aksakal (Osmanlıca’dan çev. Mehmet Atmaca- Mualla Yılmaz) İst. 1990, s. 306; -Fuat Köprülü, Türk Edebiyatında İlk Mutasavvıfar, Ankara 1976, s.217-220;

– Emine Yeniterzi, Sevginin Evrensel Mühendisi, Mevlâna, Konya 2007, s,15;

– M. Nazif Şahinoğlu “Bahaeddin Veled”, DİA, s. 4/460-462;

– Adnan Karaismailoğlu “Mevlâna’nın Hayatı ve Çevresi”, Konya’dan Dünyaya Mevlâna ve Mevlevîlik, İstanbul 2002, s. 22-23;

– Adnan Karaismailloğlu, “Gönülde Baylanlık, Yaşayışta Angarya ve Yenilik”, Gün ve Ekin Başkenti Konya, Konya 2003, s. 155-156.

– M. Ferit Kasıt, “Mevlevîlik Üstüne Bazen Notlar”, Konya, Mayıs 1940, s.32/1743.

Yoruma kapalı.