Genel Blog

Uhud Şehitliği

146

Uhud Şehitliği

Uhud Savaşı şehitleri kaç kişidir? Uhud şehitliği nerede? Uhud Savaşı şehitleri ve Uhud şehitliği…

Uhud Savaşı, hicretin üçüncü yılında, Müslümanlarla Mekke müşrikleri ortada Uhud dağı civarında vuku bulmuştur. Bedir savaşında yetmiş ölü ve bir o büyüklüğünde dahi tutsak veren Kureyşli’ler yakınlarının öcünü ahzetmek üzere harekete eski ve 3000 şahsiyet tıpkısı askeri güçle Medine’ye yönelmişti. Aralarında Ebû Süfyan’ın karısı Hind binti Utbe başta girmek için 14 birlikte kadın vardı. Bunu marifet alan Tanrı’ın Elçisi 1000 kişilik benzeri ciddi hazırladı ve Medine şehrini içerden savunmak istediğini bildirdi. Fakat özellikle Bedir savaşına katılamamış olan gençler, düşmanla dışarıda bir meydan savaşı fora etmek istiyorlardı. Çoğunluğun isteğine uyan Allah Elçisi, zırhını giyip çıkınca, çoluk çocuk düşünce değişmek istemişlerse dahi; “bire bir delege zırhını giydikten sonraları, artık savaşmadan kavrayışsız dönmez” buyurarak, Uhud’a yöneldi. beraber münafıkların başı Abdullah İbn Übeyy, savunma savaşından vazgeçilmesini mazeret ederek 300 kişilik gücünü çekmiş ve Müslümanların sayısı 700’e düşmüştü.

OKÇULAR TEPESİ

Kureyş ordusu Medine’nin münhal olan aracılığıyla sızabilmek için, karargâhını Uhud dağının Medine’ye bakan tarafına kurmuştu. Resûlullah (s.a.s) bile, İslâm ordusunu kavga düzenine sokarak düşmana cebin bozulmamış tuttu. Düşmanın sızabileceği yerlere birlikte okçuları yerleştirdi. Ordunun sol tarafındaki dağın vadisini güvenceye kabul etmek üzere Abdullah İbn Cübeyr (ö.3/624)’mağara komutasındaki 50 büyüklüğünde okçuyu Ayneyn Tepesi’hangi yerleştirdi ve şöyle buyurdu: “Bizim bozguna uğradığımızı, atlarımızı kuşların kaptığını görseniz da, ben size malumat gönderinceye kadar yerinizden ayrılmayınız.”

UHUD ŞEHİTLERİ

İlk çatışmaların sonunda antagonist bozguna uğramış ve eke ölçüde çekilmeye başlamıştı. Onu tutkun olmak ve yeniden toparlanmasına fırsat kötülemek gerekirken, savaşı kazandıklarını düşünen bazen müslümanlar çalıntı toplamaya başlamıştı. Bu durumu gören okçuların şişman tıpkısı bölümü dahi yerlerinden ayrılmaya başladılar. Abdullah İbn Cübeyr dağılmayı önleyemedi ve yanında küsurat on sevimli ile birlikte, arkadan sızmaya müteharrik Halid İbn Velid’in komuta ettiği 200 nefis Mekke’li atlı birliği ile savaşa girdi, oku bitince, mızrağı ile, o de kırılınca kılıcıyla mücadeleye bitmeme etti. Böylelikle İkrime ve arkadaşlarınca martir edildi ve Ayneyn Tepesi düşmanın eline geçti.1 Daha Çok İslâm ordusu iki ateş beyninde kalmıştı. İşte bu sırada Hz. Peygamber’in amcası Hz. Hamza, Ebû Süfyan’ın karısı Hind’in kölesi Vahşî marifetiyle mızrakla vurularak şehit edildi. bu arada Mus’akarsu İbn Umeyr üstelik martir edilmiş ve adam olarak Resûlullah’a benzediği amacıyla, müşrikler Hz. Peygamber’i öldürdüklerini söylemeye başlamıştı.

İşte hakeza bire bir zamanda, sahâbe Uhud’un eteklerinde Hz. Peygamber’in çevresinde kenetlenerek onu canları pahasına korudular ve antagonist bu çemberi yaramadı. Orada bire bir mağarada dinlenen Tanrı Elçisinin dişi şikeste, yanağı yarılmıştı. Kızı Fâtıma onu otama etmişti. Ebû Süfyan ve Hz. Ömer’mağara paçarız konuşması bu tam akıntı etmişti. Çarpışma bu üçüncü aşamada balya tıpkı duruma gelmişti.

Ebû Süfyan alın dağa fariğ ve devrisi zaman oradan Medine’ye saldırmayı planlamıştı. Durumu sezen Allah Elçisi, 70 martir ve yaralılara rağmen ayrımsız kalabalık ile düşmanı 8 km. büyüklüğünde izledi. Üç dönüş konaklayarak geceleri ateşler yaktırdı ve düşmana savaştan yılmadıkları mesajını verdi. Ebû Süfyan Medine kentine saldırmaya cesaret edemeyerek Mekke’ye döndü ve böylelikle müslümanlar yeniden üstünlük sağlamış oldu.

UHUD ŞEHİTLERİ İLE İLGİLİ AYETLER

Düzey’an-ı Kerîm’bile şöyle buyurulur: “Cenabıhak yolunda öldürülenleri zinhar ölüler zehap. Yararlı, onlar diridirler. Rab’leri katında rızıklanmaktadırlar.”2 Rivâyete bakarak bu âyet, Uhud şehitleri üzerine inmiştir. Hadiste şöyle buyurulur: “Şehitlerin ruhu yeşil kuşların zarfında behişt sularından sulanır, meyvelerinden düzlük ve Arş’ın altında somurtkan altın kandillere gidip dinlenirler. Bu adamakıllı nimetlerin tadını alınca; “Hangi olurdu geride artan kardeşlerimiz da bu nimetleri bilgi alsalar birlikte savaşmaktan vurdumduymaz durmasalar!” derler.3

Dipnotlar:

1 bk. Âl-i İmrân, 3/152-155. Mustafa Kâr, “Abdullah b. Cübeyr” mad. TDV Ansik. 2 Âl-i İmrân, 3/169. 3 Müslüman, İmâre, 121; Ebû Dâvud, Cihâd, 25; Tirmizî, Tefsîru Sûre 3/ 19.

Hakikat: Prof. Dr. Hamdi Döndüren, Delilleriyle İslam İlmihali, Erkam Yayınları

Yoruma kapalı.