Genel Blog

Üsküp Tarihi

138

Üsküp Tarihi

Üsküp nerededir? Üsküp’ü ki fethetti? Üsküp ne ülkede? Üsküp’te hangi diller konuşuluyor? Üsküp’te Türkler ve Müslümanların durumu elbet? Üsküp’ad tarihi, kültürü ve nüfusu.

Üsküp; Balkan yarımadasının ortasında Vardar nehrinin değme iki yakasında kayran alır. Kent mütenevvi yollar eliyle Kosova-Priştine’ye, Selânik ve Veli denizine, Niş ve Belgrad’a, Sofya ve İstanbul’a bağlanan cesim bire bir hat üzerindedir; denizden yüksekliği 220-340 m. civarındadır. Kâh kaynaklarda, bugünkü şehrin ayrımsız bölük mahallelerinde ortaya sâdır antik harabelerin ilk yerleşmeye ilgili olduğu ve Dardan adı sunulan kabilelerin burada yerleştiği belirtilir. Romalılar da şehrin bulunduğu bölgeye sonraları Dardania eyaleti adını vermişlerdi. Roma hâkimiyeti altında iken gelişen şehirde aynı Roma Lejyonu mevcuttu. Üsküp’ün bulunduğu içtima bildik yerleşme tarihi Roma dönemine kadar iner. Batlamyus’un eserinde burası Skupi şeklinde kaydedilmiştir. Kesim 518’de meydana mevrut depremde büyük kötülük gördü, vilâyetin merkezi Üsküp ağız ağıza yıkıldı. Yeniden imar edilen site Maşrık Roma İmparatoru I. Iustinianos eskiden (527-565) çabukça gelişti. 696’bile Cenup Slavları’nın eline geçince adı Skoplje’ye (Skopie, Skopje) dönüştürüldü. Bulgar Çarı Samuil bir zamanlar (976-1014) Üsküp muhteşem benzeri tecim merkezi haline geldi. Samuil’in iktidarının sonlarına makul Bizans İmparatoru II. Basileios’un (976-1025) hâkimiyetine girdi. bu arada 1050’den itibaren Tuna’yı geçip Bizans’ın müttefiki yerine Balkanlar’a yayılan Peçenekler’le 1065’e akıllıca mevrut Uzlar bölgede takı kurdu ve koyu izler bıraktı. XII. çağ Zenci coğrafyacı Şerîf el-İdrîsî burayı İşkubya şeklinde anmıştır. Üsküp, Bizans idaresinde iken hür tıpkısı kerem kuran Sırplar’ın hedefi oldu. Sırp Kralı II. Milutin (1282-1321) Üsküp şehrini ele geçirerek devletinin merkezi yaptı. Sonunda Üsküp’te 110 sene devam edecek Sırp hâkimiyeti başladı. Sırp Çarı Stefan Duşan 16 Nisan 1346’bile imparator unvanını alıp Üsküp’te taç giydi. Duşan’ın ölümünün arkası sıra karışıklıklar başlayınca şehir bozuk önemini kaybetti. Bu tam Türkler, Makedonya’ya akınlarını sıklaştırarak bölgede başatlık kurdular ve Üsküp şehrini tehdide başladılar.

ÜSKÜP’Ü KİM FETHETTİ?

Saika Beyazıt 1390 yılında Timurtaş Paşa, Evrenos ve Paşa Kahraman beyleri Sırbistan’ın fethine gönderdi. Üsküp, Osmanlı ağız beylerinden Gösterişli Kahraman’mağara akınlarına hedef oldu ve onun eliyle ele geçirildi. İlk Osmanlı kronikleri fetih tarihini vermemektedir. Buna eşit Garplı müellifler şehrin 6 Eş 1392’bile Osmanlı idaresine girdiğini kaydederler. Fetihten sonra Rabıtalı Alp Satış, Saruhan bölgesinden getirtilen Türkmenler’i Üsküp ve yöresine yerleştirdi. Burasını Balkanlar’üstelik Osmanlı Devleti’nin yeryüzü oylumlu ağız merkezlerinden biri haline getirdi. Osmanlı fetihleri Üsküp merkezli yerine Sırbistan’a ve Bosna’ya uzandı. Bu ciddi önemi Belgrad’ın fethine kadar sürdü (927/1521). Türk iskânı Üsküp ve çevresinin nüfus bilimsel yapısını içten etkiledi. Benzeri taraftan kullanılmamış yerleşim yerleri kurulurken sair taraftan bölgedeki Katolikler’mağara çoğu dindar oldu. Ayrımsız nitelik Kırçova, Gostivar ve Kalkandelen civarında de gerçekleşti. Türk yerleşmesinin sonucunda şehirde gücük sürede konak, ısıdam, cami ve mescid kabilinden asar düz yazı edildi ve Üsküp’nam görünümü tamamen değişti.

Şehrin yer kebir mimari yapısı olan kalesi, Vardar nehrinin sol kıyısında Hileci mahallesiyle iş meydanı arasında bulunmaktaydı. Kermen Roma devri eserlerindendi ve kararlayarak VI. yüzyılda mensur edilmişti. XVI. yüzyılda kalede benzeri dizdar, yirmi ilkokul reji kolcusu bulunmakta iken XVII. yüzyılda muhafızların sayısı 300’e büyüklüğünde bundan sonra. Kale Osmanlılar eliyle bir nice kez tamirat edilerek genişletildi. XVII. yüzyılın ortalarında Aksakal Çelebi kalenin iki eğik, akva, pek ve sakıncasız olduğunu, kapı ve duvarının parlak taşla yapıldığını, Üsküp şehrinin ortasında beşgen şeklinde efdal ve dayanabilen bire bir kermen olup yetmiş büyüklüğünde ıtır bulunduğunu belirtir. Osmanlılar’ın bölgeden çekilmesinin ardından bir müddet angajmansız amaçla geçer kalenin daha sonra şişman ayrımsız kısmı yıkıldı ve bugüne fakat uğur kalıntıları ulaştı.

ÜSKÜP’TE OSMANLI MİMARİ ESERLERİ

Üsküp’ün bir Osmanlı şehri haline gelişinin temel fizikî göstergesi burada yaptırılan cami, mescid ve medreselerdir. 859’da (1455) Üsküp’te iki iri cami, medrese ve imarethâne vardı. 935’te (1529) altı cami, kırk iki mescid, iki medrese ve sekiz sıcak mevcuttu. XVI. asır Osmanlı tarihçisi Kemalpaşazâde burayı cennet bahçesine kıyasen Rumeli’nin Bursa’sı diyerek anar. Üsküp’e gelen turist Gaspare Erizzo şehirde dört cami, akarsu kemerleri ve içre Türk askerleri olan bire bir kale bulunduğunu, 1573’te gelen turist Philippe du Fresne-Canaye ise şato, kilise ve Hünkâr Camii beraberinde büyük saat kulesinin kayran aldığını belirtir. XVII. yüzyılın ortalarında Ermiş Çelebi burayı parçalanmamış benzeri dindar şehri diyerek tasvir boy bos, kırk beş camiden, bir nice mescid, mektep, sıcak ve tekkeden söz kıymetiharbiye. Üsküp’te fizikî gelişmeyi Osmanlı döneminde nesir edilen tarihsel eserler açık şekilde gösterir. Bunların süresince Ciddi Alp Bey Camii, Alaca İshak Satma Camii ve Medresesi, Îsâ Satış Camii ve Medresesi, 2. Gaye yoluyla 1436’üstelik yaptırılan Şehriyâr Murad Camii (Hünkâr Camii), Mustafa Ciddi Camii ve İmareti, Yahyâ Kâmil Camii ve İmareti, ağız beyi Îsâ Bey’in oğlu Mehmed Mir’mağara düz yazı ettirdiği Kebîrî Mehmed As Camii, Kaçanikli Mehmed Gösterişli Camii, Gazi Menteş Camii, Hacı Muhyiddin Mescidi, Ağır Koca Mescidi, İbn Kocacık Mescidi, İbn Muhtesib Mescidi, Hüdâverdi Camii, Yoğurt Pazarı Camii, Hoca Şemseddin Mescidi ve Zeynel Paşa Camii yer önemlileridir. Dâvud Gösterişli Hamamı, Îsâ Satma Tekme Hamamı ve Şengül Hamamı üstelik şehrin kebir mimarlık eserlerindendir. Şehirde on ilkokul zâviye, ayrıca Rifâî Tekkesi ve Mevlevîler’e ilgili bire bir mevlevîhâne vardı.

ÜSKÜP’TE MUTEKIT ŞAHSIYET

Site XV-XVII. yüzyıllardaki bu fizikî yapısına paralel şekilde güç tıpkısı yerleşmeye fon oldu. 859 (1455) günlü tahrir kayıtlarına göre yirmi üçü Müslümanlara, sekizi gayrimüslimlere ait otuz tıpkısı mahallesi bulunuyordu. Bu ebat, fethinden sonra güzeşte az asırlık berenarı diliminde şehrin şüphesiz benzeri iskâna manzara olduğunu ortaya koyar. Mahalle sayısı 1468’dahi otuz üçü Müslümanlara, on ikisi gayrimüslimlere ilgilendiren kırk beşe, 1528’üstelik elli birinde Müslümanların oturduğu altmış dörde, 954’te (1547) altmış yediye yükseldi. 1569’dahi bu altmış yedi mahallenin elli yedisinde Müslümanlar oturuyordu. Bu durumun tıpkı göstergesi yerine şahsiyet yapısında de kilolu artışlar meydana geldi. 1455’te ve 1468’birlikte Müslüman eş nüfusu 2500’ü geçmişti, Müslümanlar şehir nüfusunun % 63’ünü yapılanma ediyordu. XVI. çağ ortalarında bu ihtişam % 76’evet ulaştı. Makedonyalı, Arnavut ve biraz Yahudiden oluşan gayrimüslim koca nüfusu 859’birlikte (1455) 1507 iken 1569’birlikte 2445’e yükseldi. Hem Müslüman hem bile gayrimüslim nüfustaki artışlar şehre haricen oylumlu ölçüde kafile geldiğini göstermektedir. Şehrin mecmu nüfusu 1455’te 12.000, 1498’bile 15.000, 1544’te 18.000, 1569’üstelik 30.000’i bulmuştu. Nüfusun XVII. yüzyılda henüz da arttığı açıktır. Ancak bu yüzyılın sonlarında site bloksuz aynı zılgıt altına girdi.

2. Viyana Kuşatması’ndan sonradan başlayan savaşlarda Avusturyalı General Piccolomini 25-27 Ilk Teşrin 1689’de Üsküp şehrini obstrüksiyon etti. Avusturya kuvvetlerinin bölgedeki işgali mukavim çokça Mutekit ve gayrimüslim halkın Sofya ve Belgrad’a kafile etmesine misil açtı. Mütedeyyin Türk ahalinin bir bölümü İstanbul’a giderek Eyüp civarına yerleşti ve burada Üsküp mahallesi kuruldu. 1101’da (1690) Mora Seraskeri Adam Halil Vakur ile Kırım Hanı Harbi Giray, Kaçanik Boğazı’nda ve Kosova’dahi Avusturyalılar’ı mağlûp ederek Üsküp’ü gine Osmanlı hâkimiyetine aldı. Bu yıllarda Üsküp bati anlamda geriledi ve nüfusunun çoğunu kaybetti. XIX. yüzyıla ilişik kayıtlar nüfusun XVI. yüzyıldaki sayılara fakat bahis konusu asrın sonlarında eriştiğine meni kıymet. Düpedüz şehirde 1831’birlikte hep 22.260, 1870’te 13.000’i dindar, 7000’i hıristiyan ve 800’ü çıfıt 20.800 kişi tesbit edilmişti. 1877’dahi 16.462 müslüman, 14.586 hıristiyan ve 160 hileci tutmak için 31.208, 1882’de ise 34.152 can meskûndu.

Ticaret yolları üstünde bulunmasından hava mefret tıpkısı tecim merkezi olan şehirde Bozuk Han, Îsâ Koca Hanı, Kurşunlu Konak, Kalıntı Eğlek ve Hile Eğlek kadar çok sayıda tecim hanı mevcuttu. XVI. yüzyılda kalenin kuzey kesimiyle Vardar nehri arasında nazik ayrımsız iş meydanı vardı. Bu dönemde şehirde 133 çığır kolu faaliyetteydi. Şehirde yabancı tüccarların da canlılık gösterdiğine dayalı bilgiler vardır. Alelhusus hileci ve Raguzalı tüccarlar burada ticarî koloni kurmuşlardı. XIX. yüzyılda Üsküp’ad bu fizikî gelişmesini salnâmelerden izleme mümkündür. Kosova Vilâyeti Salnâmesi’hangi bakarak 1898’de Üsküp şehrinde dokuz devriye, otuz iki cami, on yedi mescid, sekiz fakülte, on dokuz mehterhane, yedi türbe, dört kilise, benzeri havra, iki metropolit, on yedisi müslümanlara, on yedisi gayri müslimlere ilgili ekol binası, tıpkısı basımevi, dört ısıdam, yirmi altı değirmen, sekiz otel, ayrımsız saat kulesi, yetmiş beş aşevi ve meyhâne, kırk dört han, otuz iki kahve ve kahve, altmış dokuz fırın, otuz iki pınar, 1410 dükkân vardı. Şehrin XIX. yüzyıldaki dikkat çekici gelişmesinde Belgrad-Selânik çıpa yolunun işletmeye açılması ve Üsküp’ad bu gestalt üstünde bulunmasının rolü büyüktür.

Şehrin suret olduğu Üsküp bölgesi Rumeli beylerbeyiliğine bağlıydı ve Kâmil livâsı içindeydi. 1580’den sonraları Rumeli eyaletinin müstakil livâsı/sancağı oldu. Bu durumunu Tanzimat’a kadar sürdürdü. 1831’da Rumeli eyaletine sınırlı on beş sancaktan biri iken 1847 yılına akıllıcasına Üsküp eyaleti kuruldu. 1868’dahi yapılan idarî taksimata bakarak Üsküp sancağı Manastır vilâyetine, 1877’de yıpranmamış kurulan Kosova vilâyetine bağlandı. Bu dönemde Üsküp sancağının Üsküp, Kalkandelen, Kırçova, Köprülü, Pirlepe, Kıvırcık, Kırnık ve Kaçanik adlarında sekiz kazası mevcuttu. 1908 yılında Üsküp sancağının on kazası, beş nahiyesi ve 795 köyü vardı.

XX. asır başlarına kadar Osmanlı idaresinde mütezayit şehir 23-24 Ilk Teşrin 1912’birlikte Sırplar marifetiyle işgal edildi. 10 Ağustos 1913’te yapılan Bükreş Antlaşması ile dahi Üsküp, Manastır, Priştine ve İştip kadar Türk şehirleri Sırbistan’a verildi. Sırplar’ın hâkimiyetine geçtikten sonradan 27 Sülale 1913’te Mütedeyyin Türk ahaliden 752 sülale Üsküp’ten göç etti. 1915’te Bulgarlar’ın eline geçen kent müttefikler yoluyla 11 Eylül 1918’de gine Sırplar’a verildi. Bu dönemde şehirde cesim aynı şahsiyet azalması oldu. 1913’te Sırplar eliyle yapılan sayımda nüfusun 37.000 olduğu belirlendi. Şehrin nüfusu 1921’üstelik 41.006’ya, 1931’bile 68.344’e, 1935’te 70.716, 1941’dahi 80.000’e çıktı; fakat II. Acun Savaşı’nın inatçı etkileri yüzünden 1944’te 76.000’e geriledi. 1961’birlikte nüfusu 172.000, 1963’te meydana gelen iri depremde 2000’in üstünde ölmüş bulunmasına ve nüfusun azalmasına karşın Üsküp’ad nüfusu 1971’üstelik 312.300, 1981’bile 408.143, 1994’te 448.200, 2002’birlikte 506.926 ve 2006’dahi 668.518’e ulaştı. II. Dünya Savaşı’ndan sonradan Yugoslavya Sosyalist Federal Cumhuriyeti’nin şanlı bir şehri olan Üsküp Yugoslavya’nın dağılmasından bilahare Makedonya Cumhuriyeti’nin başşehri yapıldı. Vardar nehrinin seçme iki yakasında gelişen şehrin kültürel kalıp kesimiyle sedir binası sol yakada bulunur. Tecim fonksiyonu ırmağın iki yakasında dahi belirgindir. Üsküp şehri 2004’cilt itibaren on belediyeden oluşmaktadır: Aerodrom, Butel, Čair, Centar, Gazi Baba, Gjorče Petrov, Karpoš, Kisela Voda, Saraj, Šuto Orizari.

ÜSKÜP’NAM ETNİK VE DİNİ YAPISI

1994’teki biçimsel kaynaklara bakarak Üsküp nüfusunun % 73’ü Makedon, % 13’ü Arnavut, % 2,1’i Türk, % 3,6’sı Sırp, % 4,5’i Hikâye, % 0,4’ü Ulah’tır; 14.089 kişinin ulusal etiket beyanında bulunmadığı kaydedilmektedir. 2002’deki erkek sayımı sonrası sunulan formel bilgilere göre nüfusun % 66,75’i Makedonyalı, % 20,49’u Arnavut, % 1,7’si Türk, % 2,82’si Sırp, % 4,63’ü Hikâyeleme, % 1,5’i Boşnak, 10.724 kişinin da değişik kimliklere sahip olduğu belirtilmektedir. Üsküp’teki Arnavut, Türk, Boşnak ve Romanlar’ın Mutekit nüfusu teşkil ettiği düşünülürse resmî kaynaklara bakarak buradaki Müslümanların hep nüfusun % 28,32’sini yapılanma ettiği anlaşılır. Ancak bu zümre formel istatistiklerin akıllıca olmadığını tesbit fail Dindar kesime göre Üsküp’nam % 40 ile % 45 arasındaki nüfusu Müslümandır. Zaman Üsküp’teki Mütedeyyin varlığının çoğunluğunu Arnavutlar meydana getirmektedir.

Esas: DİA

Yoruma kapalı.