Genel Blog

Yaşamın Kökeni: Organik Moleküllerin Oluşması

159

Yaşamın Kökeni: Organik Moleküllerin Oluşması

Birçok gök bilimci ve jeokimyacının inandığı kabil, şayet barbar acun oksijence cılız ayrımsız atmosfere sahipse ve barbar denizler üstelik tuzlar, CO2, H2S, HCN, H2CO ve N2 kadar maddeleri içeriyorsa, ağdalanmış uzvi moleküller elbet şekillendi? İlkel denizlerde bulunduğu memul bu karışım, termodinamik adına dengededir. Ayrıksı bileşikler tasarlamak üzere bu maddelerin birbirleri ile reaksiyona girme eğilimleri yoktur. Fakat, …

Yaşamın Kökeni: Organik Moleküllerin OluşmasıBirçok astronom ve jeokimyacının inandığı kabil, şayet ilkel dünya oksijence tutkun aynı atmosfere sahipse ve ilkel denizler birlikte tuzlar, CO2, H2S, HCN, H2CO ve N2 kabil maddeleri içeriyorsa, karmaşık örgensel moleküller elbet şekillendi?
İlkel denizlerde bulunduğu memul bu mahlut, termodinamik kendisine dengededir. Eksantrik bileşikler tasarlamak amacıyla bu maddelerin birbirleri ile reaksiyona girme eğilimleri yoktur. Fakat, yaşamın ortaya çıkması için anca görülmektedir kim genişlik azından eleştiri çatı taşları, hele amino hamız ve pürin ve primidin bazları gerekliydi.

Abiyotik İlkel Benzeri Dünyada Bu Bileşikler Lacerem Oluştular?

Karmaşık örgensel bileşiklerin, önceleri dünyada birikimi ile ait, iki temel varsayım vardır. Bu teorilerden 1990’dahi sonuç şeklini düz biri, kuyruklu yıldızların de, asteroyit ve meteoritler kadar, milyarlarca yılönce güneş sisteminin oluşumu sırasında oluşan ağdalanmış organik moleküllerce zengin olduğunu vurgulamaktadır. İlkin dünyada, yüklülük tıpkı hava olduğu (cisimlerin dünya yüzeyine çarpmadan, atmosferden yavaş yavaş girişine izin vereceğinden belde böyle aynı hava yuvarı daha uygundur) ve yörüngesi dünyanın yörüngesi ile kesişen çokça fazla sayıda kirli kartopu ve meteorit durum edildiğinden, bazı astronomistler ağdalanmış organik molekülün girebileceğini ve bozulmadan kalabileceğini hesap pusulası etmektedirler.
Yavaş Yavaş hem atmosferin incelmesi, hem da kirli kartopu ve meteor taşı popülasyonlarının azalması kabul edildiğinden, dünya kaynaklı olmayan uzvi moleküllerin bire bir bilyon yıldaki birikimi ihmal edilebilecek, ayrıca on paralık denilebilecek düzeylerde azalmıştır.
Bu senaryo ile birikmiş olabilecek toplam yığın, 2×10^14 ile 20×10^14 kg arasındadır. Şu anda var olan canlıların toplanmış uzvi kütlesinin 6×10^14 kg’dan elan aşkın olmadığı aritmetik edilmektedir. Nedeniyle, cılız maddelerden sentezlemeye gereksinme olmaksızın, ilkin dünyada yaşamın evrimleşmesi amacıyla lüzumlu olan çok elan fazla miktarda ağdalı özdek kaynağına ulaşılmış olması olasıdır.
Enerjik formların evrimleşmesi ile ait daha anadan görme rey, dünya dışı benzeri kaynağın Yaşamın Kökeni: Organik Moleküllerin Oluşmasıolmadığını varsayar. Bu hipoteze bakarak, ağdalanmış organik moleküller dünyada var olan alelade bileşiklerden oluşur. Şayet ağdalı örgensel bileşikler, hasis moleküller arasındaki tepkimelerle oluşturulmuşsa, gâh dış enerji kaynakları karışımı etkilemiş olmalıdırlar. Dünyanın başlangıçta evrelerinde, böylesi erke kıtlığı söz konusu değildir. Erke kaynaklarından biri, görülebilir ışık, morötesi ışınlar ve x ışınlarını içeren ruz radyasyonu olmuş olmalıdır. Bunlardan morötesi ışınlar iri olasılıkla bunlardan sunma önemlisi olmuştur. İkinci koca bire bir hamur, iri bir olasılıkla şimşek kabil ruh deşarjlarının enerjisi olmuştur. Üçüncüsü, dünyanın çekirdeğinden ve güneşten mevrut enerjidir. Bunların dışında, kozmik ışınlar, dünyanın başlangıcında atomların parçalanmasından oluşan radyo etkinliği ve yanardağ patlamaları kabil enerji kaynakları vardır. Fakat uzvi moleküllerin sentezinde iri tıpkısı olasılıkla bunların rolü küçüktür.
Morötesi ışınlar, neşelilik deşarjları, ısı evet dahi bunların ayrımsız kombinasyonunun, ağdalı örgensel bileşikleri verecek tepkimelere defa açabilecek yetenekte olup olmadıklarını şüphesiz bileceğiz? Bu soruya, 1953’bile Şikago Üniversitesinde Harold C. Urey’mağara danışmanlığında etkin lisans öğrencisi Stanly L. Miller cevap vermiştir. Miller, albeni geçirmeyen ayrımsız kadeh balonda, içre nişadır, bataklık gazı, akarsu ve hidrojenin dolaştığı tıpkısı karışımı, tungusten elektrotlarından çıkan neşelilik deşarjlarının uygulandığı tıpkı düzenek oluşturmuştur. Miller, doğal gaz akışının sürekli olduğu bu düzeneği, tıpkı hafta süresince hareketlilik deşarjlarına tutmuş ve sonra bu düzenekte oluşan bileşikleri analiz etmiştir. Karışımda şaşırtıcı sayıda ve çeşitlilikte organik mürekkep bulmuştur. Bunlar arasında biyolojik adına kocaman bazı amino asitler ve bile kaurit tutkalı, hidrojen siyanit, sirke ruhu ve süt asidi üzere bileşikler vardı. Doğal Gaz karışımının ve sentezlenen ürünlerin mikroorganizmalar eliyle kontamine edilme olasılığı ile ait kuşkuları ortadan çalmak üzere, Miller, elektrik deşarjı vermeksizin, gazı benzeri yoldan sirküle etti ve tek aynı kocaman örgensel mürekkep yoktu. Üste, ayrı benzeri deneyde, gine gaz karışımını içeren bir düzenek hazırladı ve bu doğal gaz karışımını canlılık kıvılcımlarına tutmadan evvel, 130 °C’de 18 saat sterilize etti. Oluşan karmaşık bileşikler, geçmiş deneydekinin aynısı idi ve haddinden fazla sayıda ayrımlı uzvi bileşik oluşmuştu. Kemiksiz, bu çeşitliliğin sentezine mikroorganizmalar bozukluk olmamıştı. gelişigüzel faal organizmanın yokluğunda ve dahi önceleri dünyanın koşullarına benzemesi nedeniyle olası olan tıpkı sentezdir. Oparin’mağara hipotezine ilk kez kesin kanıtlar sağlayan Miller’mağara bu deneyi, yaşamın elbet oluştuğu konusundaki bilimsel yaklaşımlarda banal berrak tıpkısı dönüm noktası oluşturmuştur.
Yaşamın Kökeni: Organik Moleküllerin Oluşması1953’den ahir yıllarda haddinden fazla sayıda araştırman, volkanlardan çıkan maddeler niteliğinde ve antrparantez hidrojen siyanit gaz karışımlarını kullanmışlar. Haddinden Fazla enli bire bir kanıyla önce gaz yuvarı, bu ya da bire bir gazlar içeriyordu ve tıpkı sonuçları bulmuşlardır. Morötesi ışınlar, ısı ya dahi değme ikisinin patadak bulunması kabil, ayrı ayrı enerji kaynaklarını kullanan bu araştırmacılar, yeniden çok sayıda im elde etmişlerdir; bu sonuçlar çokça önemlidir; çünkü, iri olasılıkla ilkin atmosferde UV (morötesi ışınlar) şimşeklerden elan bereketli bulunmaktaydı. Elan önemlisi, abiyotik koşullarda gerçekleştirilen parçalanmamış bu deneylerde, arz cılız sentezlenen amino asitler bugünün proteinlerinde en bereketli mevcut amino asitlerdi ve bire bir şekilde sunu koskocaman azotlu temel (adenin) abiyotik adına arz süssüz üretilenlerden biriydi.
Birkaç önce tartıştığımız, dirim için lazım uzvi bileşiklerin abiyotik sentezinin yapıldığı koşulların açık çeşitliliği, önceden dünyanın koşullarına kabaca analog olsa ve acun dışı hiç benzeri özdek sağlam kalmazsa bile, bu bileşiklerin kesin namına oluşabileceği ve deniz sularında çözünmeye başlayacağı varsayımını henüz tatminkâr ağıl getirmiştir.
İlkin dünyada örgensel bileşikler oluşsa dahi, elan sonraları canlıların kökenini hazırlamak için ehliyetli miktarda birikebilmesinden elan hızlı tıpkı şekilde yırtık olmaz mı? Herhangi Bir şey benzeri yana, bu uzvi bileşiklerin çoğunun oldukça görgüsüz bozulabildiği bilinmektedir.
Peki, illet bunlar bozulabilir? Nedenlerden biri, bunların oksijenle tehlikeli yerine tepkimeye giriş ve oksitlenme eğiliminde olmalarıdır. Ötekisi, bu moleküller saprofit organizmalar, alelhusus mikroorganizmalar, eliyle yıkılırlar. Prebiyotik hava yuvarı, hiç serbest müvellidülhumuza içermediğinden ve rastgele organizma bulunmadığından çevre, hangi oksidasyonla ne de çürükçüllerle bu örgensel moleküller parçalanmaya uğramamışlardır ve böylelikle bu moleküller beniz milyon yıllar boyunca denizlerde birikebilmişlerdir. Böyle tıpkı deneyim, zaman olabilir değildir.

Yoruma kapalı.